Beatrice - Fetişizmin Kapalı Dünyası

Beatrice, geç Viktorya döneminde yazılan en çok dikkate şayan ve şehvani, erotik romanlardan biridir. İlk baskısı 1920 yılında Paris’te yapılmış görünüyor ama 19. yüzyılın sonlarında yazılan pek çok aykırı roman tümden yitip gittiğine göre daha önce yapılmış baskıları da olabilir. Beatrice, cinsellik yönelimli roman alanında nispeten ender rastlanan bir kitaptır: Genç bir kadın, kartondan kesilmiş bir figür olarak değil ama çekingenlik, tereddüt ve kabaran arzularının tüm nüanslarıyla ortalık yerde görülecek şekilde resmedilir.

Read more…

Cesaret

PLAYMEN dergisi
Aralık 1993 sayı 12
………………………………………….

28 yaşın da kumral ve yeşil gözlü, fetişist, kadınlara saygı duyan ve onların üstünlüğüne inanan biriyim. Benim bir kız arkadaşım var halen üniversite de okumakta… Benim içinse üniversite yılları bitti. O tarihler de G ile çok Samimi idik. Benim esmerlerden hoşlandığımı, ayaklardan çok etkilendiğimi, en önemlisi mazohist olduğumu keşfetmişti. Benden beş santim uzun, iri yapılı, duygusuz biriydi. Her fırsatta fikir olarak beni ezmeye çalışırdı.

Read more…

BDSM Yaşadınız Mı?

Fetish Diva Midori

Lord XeNoN’un çevirisiyle:

Fox News
Nisan, 2007

Fetiş alışkanlıkları üzerine yapılan bir bilimsel araştırmaya göre BDSM temelli bağlanma ve disiplinin erkeklerin psikolojik yapılarını iyileştiriyor olabileceği ortaya çıktı.

Araştırma, geçen bir yıl içinde Avustralyalı erkeklerin %2, kadınların ise /1.4’ ünün sado-mazohistik sevişme yaşadıklarını ve bundan zevk aldıklarını ortaya koysa da, 20.000 kişi ile telefon aracılığı ile iletişim kuran araştırmacılar, bu yüzdenin aslında çok daha fazla olduğunu, fakat birçok insanın yaşadığı deneyime BDSM adını yakıştırmadıkları için yüzdenin gerçeğinden az çıktığını düşünmekteler.

New South Wales Üniversitesi’nden Dr. Juliet Richters, “BDSM sevişme çeşidini deneyen çok daha fazla kişi var, fakat bunu kabul edemiyorlar. Seks dergilerine bile karşı olan çoğu insan bağlanmaktan, kamçılanmaktan zevk alıyor ve bunu sekse giriş olarak kullanıyor. Buna karşın bu kişilere -BDSM yaşadınız mı?- diye sorduğunuzda -Hayır- yanıtı veriyorlar” şeklinde konuşmakta.

2007 Nisan ayında Sidney’deki Dünya Cinsel Sağlık Kuruluşu kongresine sunularak Avustralyalıların BDSM eğilimleri hakkındaki ilk bilgileri kamuoyuna açıklayan araştırmaya göre:

Read more…

WC

Beatrice arşivlerinden:

Diz boyundaki siyah dar eteğini tamamlayan beyaz transparan bluzu ve siyah topuklu ayakkabıları ile oturup bacak bacak üstüne attığı koltuğundan elinde cetvelini sallayarak masadaki sürahiyi gösteriyordu:

“Bir bardak daha iç”

Bu, adamın içtiği beşinci bardak su idi.

“Kendini ultrasona girecek kadın gibi hissetmeye başladığın an su içmen sona erecek” dedi ve şeytani bir kahkaha attı.

“Bir bardak daha doldur ve bardakla yanıma gel” dedi.

Read more…

Dönüm Noktası

irislave arşivlerinden:

Ahmet için artık kolej hayatının bitmesine 1 hafta kalmıştı hatta son 3 gün ….8 saatlik nöbetçi ögrencilik macerası da bugün bitiyordu …gidip kollugu aldı ve diger nöbetçi arkadaşlarının yanına gidip kimin hangi hocaya gidip nöbetçilik yapacagını konuşmaya başladılar …Aslında bu çok zor bir soru değildi çünkü Ahmet her zaman yaptıgı gibi başmüdür muavini olan Aysel Hanımın nöbetçisi olmak için gönüllü idi kimse zaten oraya gitmek istemezdi.

Aysel Hanım okulun hiç tartışmasız en sert hocası idi diger hocalardan dahi çekinenler olurdu ..Çok kez ögrencileri kalabalık içinde döver ifadesini hiç kaybetmezdi …Ögrenciler onu gördükleri zaman 2 kat daha fazla dikkatli davranırlardı …

Ahmet gitti kapıyı çaldı

-Efendim bugün nöbetçiniz benim

-Tamam çıkabilirsin göz önünden çok kaybolma çagırdıgım zaman çabuk gel sallanma

Ahmet çok heyecanlanıyordu tarifi imkansız duygular içine giriyor gidip kendini hocanın ayakları altına atmak için yanıp tutuşuyordu açıkcası bunun ne oldugunu o zaman da anlayacak ne yaşa ne de bilgiye sahip değildi.

Read more…

Kurgusal Yaşamlar I

weber’in arşivlerinden

Her günkü gibi sıkıcı ve sıradan bir gündü ve hava bayağıda bir sıcaktı günah sokağımız yine ağzı salyalı
kuduruk ve abaza tiplerle doluydu bizim de işimiz kader mahkumu bir sex işçisi olarak onları 3 dakikalığına da olsa eğlendirerek hayvani şehvetlerini dindirmekti.

Biri geldi yanıma usulca sokularak

- ben fetişistim hanımefendi olur mu?

Read more…

Tecavüz Fantazisi(ymişşş!)


Rezzan Hanım’ın arşivlerinden

Aşk köleliktir…

Öyle ruhların ve bedenlerin vuslatla harmanlanması falan değildir.

Karşılıklı aşk falan da hikaye, mutlaka bir taraf diğerinden daha fazla aşıktır.

Ruhu duyguları en fazla direnen kişi diğerini kendine teslim alır.

Böyledir bu işler…

Böyleymiş daha doğrusu.

Edebiyatla fazla içli dışlı olmak,zamanla üzerine giydirilmiş bir romantizm geçiriyor olsa gerek…

Bir beden büyük ceketin pot duran vatkasını bastırarak, düğmelerin yerini değiştirerek daha kendine olur hale getirmek gibi bir çabaydı beklide benimkisi.

Biraz daha yapay ve abartılı…

Sanki biraz eğretimiydi neydi bendeki aşk…

Ama her ne idiyse ben sahip çıkmıştım,besleyip büyütüyordum içimde…

Belki de, aşka aşık olanlardandım. Hah şimdi tam edebiyat dergilerinden fırlama bir tabir oldu.

Read more…

Kuş Kafesi

parmakarası arşivlerinden:

Herşey ne kadar kolay başlamıştı: Arkadaşlarla yenilen bir akşam yemeği,tesadüfen bize katılan bir arkadaşımızın kuzeni ve kaynaşma…

Ayrılırken aklımda takılı kalmıştı,kalmaması da mümkün değildi: Uzun bir boy,delici bakışlar,tüm yüze yayılan gülümseme,sürekli bişeyler anlatan bıcır bıcır bir kadın. Ayrılırken cep telefonunu değil ama kartvizitini almayı başarmıştım,ne de olsa aynı sektördeydik ve işle ilgili pek çok ortak yönümüz vardı.

İki gün sonra bir mail attım, cevap hemen geldi.Tanışıklık böyle,işle ilgili konuşmalarla başladı.Sonrasında bir hafta içinde üç masum randevu: Birinde sinemaya gitmiş,diğer ikisinde dolaşıp aylaklık yapıp,uzun uzun konuşmuştuk.En çok dikkatimi çeken:Nereye gidersek gidelim mutlaka oralardaki görevlilerle o konuşuyor ve sözünü dinletiyor,istediğini yaptırıyordu.Bir ara içimden:Sakın bu şirin kız bir Sahibe olmasın demiş sonra bu fikrime gülmüştüm.Hiçç öyle bir hali yoktu ki.

Cumartesi… Bugünkü planımız:Şehir dışı sayılır. Çokk uzaklar değil sadece Darıca’ya gideceğiz,meşhur hayvanat bahçesini çok görmek istiyormuş..Gideriz elbet..Hava şansımıza çok güzeldi,etraf kalabalık.. İçeri girdik ve her bir kafesin önünde durup içindeki hayvanları uzun uzun inceledi,defalarca da beni kolumdan çekiştirip:Şunların çarezsizliğini görüyormusun diye sorup durdu..İyi de bu kız beni buraya bu çarasizlikleri göstermek için mi getirdi?

Read more…

Bankadaki Sahibe

irislave arşivlerinden:

Ahmet bir şirketin muhasebe bölümünde çalışıyordu …günün 4 5 saatini bankalarda geçirir gözü hem yollarda hem gittiği mekanlarda bayanların ayaklarına takılırdı ..çok da sosyal biri oldugu söylenemezdi …Ofisde en büyük zevki gizli gizli faneti yegirmek oradan kendini hayal dünyasına atmaktı …muhasebe müdiresi Selma hanımın sesi ile kendine gelmişti …

-Ahmet buraya gelir misin?

Ahmet yerinden kalkıp müdire hanımın odasına girmişti bile … bu bayana karşı çok ilgisi vardı ama asla belli edemiyordu .. işinden olmanın korkusu ve üzerine kalacak olan sapık damgası onu sürekli frenliyordu … aslında bir kaç kez çantasını taşımış faturalarını yatırmış işi olmadıgı halde çayını getirmişti ama gene de bir şey yapamıyordu.

Ödeme emirlerini aldıktan sonra ofisden çıkmış bankaya gitmişti …gene her zamanki gibi çok sıra vardı ama ses çıkarmıyordu çünkü eger şirket internet üzerinden bu işleri yaparsa işsiz kalırdı allahtan patron biraz eski kafalı idi bu olaya soguk bakıyordu …. bankada sıra numarasını aldıktan sonra kenara geçip saga sola bakmaya başladı ….Ayakta duran bir bayan çok ilgisini çekmişti …müthiş bir tarzı havası vardı bir şahin edası ile etrafı süzüyordu sanki avını arayan bir şahin gibi …gözleri tabii ki dogal yere kilitlenmişti .. ve o an kıpkırmızı oldugunu hissetti …sivri burun incecik bir topuk ve olaganüstü bir çizme vardı bayanın ayagında .. ama farklı idi topuk kısmı ile uç kısmı sivri tarafı çizmenin metaldi. parlak metal parlıyordu ..bir an kendini kaybettiğini sandı … tüm benliği gitmiş sanki başka bir ruh alemine girmişti …kalabalık umurumda değildi gidip kendini çizmenin önüne atıp yalamak istiyordu …farkında olmadan çok yaklaştıgını hissetti …hiç köle olmamıştı ama şimdi anlıyordu ruhen kölelik bu olsa idi …hep karşı çıkardı köle arkadaşlarına köleliği sadece ayak yalama vs vs vs vs sanıyordu ama değildi işte ruhen kendini çok güçsüz ve çaresiz hissedip o bayanın emrine girmek için çırpındıgını hissetti ..ama konuşkan biri değildi asla gidip bir şey söyleyemezdi ama zaten ne söyleyecekti ki
Read more…

Acının zevki: Her 10 kişiden birinin neden sadomazohist olduğunu öğrenin

Psychology Today dergisinin, Eylül/Ekim 1999 sayısında, Marianne Apostolides tarafından yayınlanan “Pleasure of Pain” adlı makalenin çevirisi ‘volkan’ tarafından yapılmıştır.

Acının zevki - ‘Her on kişiden birinin neden Sadomazoşist olduğunu öğrenin’

“Ayak bileklerimi bağla ki yürüyemeyeyim. Kollarımı bağla ki seni geri itemeyeyim. Beni yatağına,vücudumu sararak öyle sıkı bağla ki tüm vücudumu kavrasın. Şunu biliyorum artık çabalamak faydasız, burada böylece kalıp senin dudaklarına, diline ve dişine, ellerine, sözlerine ve kaprislerine tamamen teslim olmalıyım. Ben senin eşyanım artık.”

Psikolog ve etnograflara göre, yukarıdaki sözleri okuyan iyi eğitimli, orta ve orta üst gruba mensup her on kadın veya erkekten biri, bir ve daha fazla sayıda sadomazoşizm (S & M) deneyimi yaşamıştır. San Fransisko’da yerleşik, insan cinselliği üzerine üst düzey araştırmalar yapan enstitü mensubu Charles Moser; S & M konusunun altında yatan motivasyonun nedenlerini araştırmaktadır. Nedenler çeşitlendikçe şaşırtıcılığı da artmaktadır.

James’in eğilimi daha çocuk yaşlarda ortaya çıkmıştı ( savaş oyunlarında sürekli olarak esir edilmeyi arzuluyordu.) ve kendisinin dengesiz olduğundan endişe duyuyordu. Fakat şu anda sahnede deneyimli bir oyuncu olarak “Bu camiada yer aldığım için deri giysili tanrıçalara teşekkür ederim” demektedir.

Read more…