Erica’nın arşivlerinden:
Bilmiyorum anlatmak ne derece doğru veya ne derece yanlış..
Ancak Frida Hanımefendinin fotoğrafları sebebi ile eski günler gözümde canlandı ve sizinle de paylaşmak istedim.
Geçmiş yıllar.
Yaş 36 ve söz ettiğimiz yılların üniversite zamanları olduğunu göz önüne alırsak bayağı bir geçmiş yıllar diyebiliriz.
Hem çalışkan hem de deli bir öğrenci olduğum yıllar.
Ailemin, okul ev arasında gidip geldiğimi, arkadaşlarımda kalsam bile kitaplarımdan başımı kaldırmadığımı düşündüğü zamanlar..
Yer, Ortaköy.
Tamamını Okuyun…
Ekim 19, 2008
Kategoriler: r
r fetişizm, hikaye . . Yazan: celiktopuklar . Yorumlar: Yorum yapın
Hava soğuk çok soğuk. Dışardı rüzgar ıslıklarını çalıyor. Bense üşüyorum hemde çok üşüyorum. Kar yağmak üzere belki. Yalvarıyorum ne olur yağsın belki yağarsa biraz olsun ılınır ortalık bu kuru soğuk beni öldürecek. İçerde tüm ışıklar sönmüş son umudum olan yatak odasının ışığıda. Kapıda kaldım yine giremiyorum içeri. Tamam biliyorum hak ettim bunu ama üşüyorum hemde çok üşüyorum.
Ellerim kırılsaydıda dokunmasaydım o çamaşırlara. Niyetim kötü değildi hizmetti. Yasaklanmış olduğununda farkındaydım ama toparlamak istedim ortalığı.
Dur dur kendine yalan söyleme hani o tangaya dokunmak çokta hoşuna gitmedimi yani. Evet gitti ama ama ama…
Bak köle demişti bu evde izin almadan dokunmaman gereken 3 şey var.
Tamamını Okuyun…
Ekim 19, 2008
Kategoriler: r
r bdsm, femdom, fetişizm, hikaye, kurgu . . Yazan: celiktopuklar . Yorumlar: Yorum yapın
Husky arsivlerinden…
-Geciktin köpek. Bu gecikmeyi ödemen gerekmez mi yanıt ver?
-Evet efendim…
Bayan Parker sweat shirtimin yakasından tutarak beni yerde sürüklenir halde kıyafetlerinin bulunduğu odaya getirdi. Sağ taraftaki çizmeleri işaret ederek “Bu çizmelerin tamamını kusursuz şekilde temizleyeceksin ve sadece 15 dakikan var” diyerek 12 çift çizme ve botla beni başbaşa bıraktı. Tarafıma verilen 15 dakikayı iyi kullanarak işimi tamamladım ve bayan Parker saniye sektirmeksizin gardrop odasına girdi. Üşenmeden çizmeleri kontrole başladı.Son derece sinirli bir refleksle gri çizmelerinin sağ tekinin burun kısmındaki toz lekesini gösterdi.
- Bu nedir adi it. Sabıkanı bir saat içinde ikiye katladın.
Hemen temizlemeye yeltendim. Saçlarımdan tutarak “Belki de aşağılık tükürüğüne asalet karıştırmak lazım!” diyerek ağzımı açmamı emretti ve açmamla beraber ağzıma hokkalı bir tükürük bıraktı. Çizmenin sağ tekini de hızla temizledim. “Bunu kocamda denemek istemiştim ama reddetti.Değecek bir köpek için beklettim umarım pişman olmam “ diyerek dolabın üst çekmecesinden kırmızı bir poşet çıkarttı.Poşetten gümüş kakmalı bir tasmayı hayranlık dolu bakışlarım eşliğinde çıkararak boynuma taktı. Gümüş kopçaların buz gibi soğukluğu hararetten yanmakta olan boynumu titreterek sarmaladı. Zincirin çapını daraltarak botlu sağ ayağıyla burnuma sert bir tekme atarak haykırdı;
-Bu tekmeyle değersiz suratını onurlandırmamın nedeni hakkında fikrin var mı köpek? Yantla var mı?
-Hayır efendim yok…
-Tam bir yıla yakın zamandır öğrencimsin. Eşittir eksi bir yıl beni hizmetsiz bıraktın köpeksizliğin gerginliği bir efendi için ne denli yıpratıcı bilemezsin çünkü bir köpeksin. Ama bu eksi bir yılı bana ödeyeceksin telafi edeceksin it.
Asla ama asla bayan Parker’ın bu denli ciddi ve dominant kimliği yaşam stili olarak benimsemiş bir kadın olacağı aklımdan geçmemişti. Yaşadığım şoklara dair kafamı toparlayamadan bir başka seansla yerle bir oluyordum. Botuyla sağ yanağımı yerde ezerek yurttaki odamı bir an önce boşaltarak ertesi gün öğlen saatlerine dek eşyalarımı evine taşımamı emretti.
Tamamını Okuyun…
Temmuz 21, 2008
Kategoriler: r
r Uncategorized . . Yazan: celiktopuklar . Yorumlar: Yorum yapın
Husky’nin arşivlerinden…
ASIL “BEN”İ SÖKÜP ÇIKARTAN, GERÇEK “KÖLELİK”
İstemediğim, geleceğimi asla endeksleyemeyeceğim bir bölümde yıllarımı turşu kavanozlarına tıkıştırarak okumak yerine hiç üniversiteye gitmem demiştim 16yaşındayken. Bu düsturumdan asla şaşmadım. Ama bu konuda Tanrı bana gülümsedi ve ençok istediğim okulda ençok istediğim branşta eğitim almayı başardım. Amerikan Sinema Akademisi oyunculuk bölümünü 6 aylık cinnet geçirtici bir çalışma sonrasında kazandım. Oyuncu olarak doğduğumdan ve hayatımı otomasyon olarak film lezzetinde yaşamayı ve yaşatmayı başarmış bir donanıma sahip olduğumdan akademi benim cennetim olacaktı, oldu da…
Amerikanın batı ucundan doğu kanadına gelmiştim. Herşeyiyle bambaşka karakter ve ruhlar kumpanyasının içindeydim. Psikanalizden de büyük keyif alan bir sinemacı adayı için malzemeler başkentiydi New York. Üstad Woody ALLEN’ ın sayılı fetişist yönetmenlerden birisi olarak New York kadınlarına dair düşkünlüğünün sebeplerini herhangibir caddede hayata karışan insanları izlediğimde rahatlıkla görebiliyordum… Ama şüphesiz benim için New York’ u ve akademi yıllarımı unutulmaz kılan, zaten sevdiğim bölümde okuyor olmanın verdiği hazzın üzerine krem şanti misali lezzet katan senaryo – kurgu öğretmenimiz Deborah Parker’ dı.
Tamamını Okuyun…
Temmuz 21, 2008
Kategoriler: r
r Uncategorized . . Yazan: celiktopuklar . Yorumlar: Yorum yapın

Beatrice, geç Viktorya döneminde yazılan en çok dikkate şayan ve şehvani, erotik romanlardan biridir. İlk baskısı 1920 yılında Paris’te yapılmış görünüyor ama 19. yüzyılın sonlarında yazılan pek çok aykırı roman tümden yitip gittiğine göre daha önce yapılmış baskıları da olabilir. Beatrice, cinsellik yönelimli roman alanında nispeten ender rastlanan bir kitaptır: Genç bir kadın, kartondan kesilmiş bir figür olarak değil ama çekingenlik, tereddüt ve kabaran arzularının tüm nüanslarıyla ortalık yerde görülecek şekilde resmedilir.
Tamamını Okuyun…
Temmuz 1, 2008
Kategoriler: r
r bdsm, edebiyat, femdom, fetişizm, kitap, maledom . . Yazan: celiktopuklar . Yorumlar: 1 Yorum
PLAYMEN dergisi
Aralık 1993 sayı 12
………………………………………….
28 yaşın da kumral ve yeşil gözlü, fetişist, kadınlara saygı duyan ve onların üstünlüğüne inanan biriyim. Benim bir kız arkadaşım var halen üniversite de okumakta… Benim içinse üniversite yılları bitti. O tarihler de G ile çok Samimi idik. Benim esmerlerden hoşlandığımı, ayaklardan çok etkilendiğimi, en önemlisi mazohist olduğumu keşfetmişti. Benden beş santim uzun, iri yapılı, duygusuz biriydi. Her fırsatta fikir olarak beni ezmeye çalışırdı.
Tamamını Okuyun…
Mayıs 18, 2008
Kategoriler: r
r bdsm, femdom, fetişizm, gerçek hayat, hikaye . . Yazan: celiktopuklar . Yorumlar: Yorum yapın

Lord XeNoN’un çevirisiyle:
Fox News
Nisan, 2007
Fetiş alışkanlıkları üzerine yapılan bir bilimsel araştırmaya göre BDSM temelli bağlanma ve disiplinin erkeklerin psikolojik yapılarını iyileştiriyor olabileceği ortaya çıktı.
Araştırma, geçen bir yıl içinde Avustralyalı erkeklerin %2, kadınların ise /1.4’ ünün sado-mazohistik sevişme yaşadıklarını ve bundan zevk aldıklarını ortaya koysa da, 20.000 kişi ile telefon aracılığı ile iletişim kuran araştırmacılar, bu yüzdenin aslında çok daha fazla olduğunu, fakat birçok insanın yaşadığı deneyime BDSM adını yakıştırmadıkları için yüzdenin gerçeğinden az çıktığını düşünmekteler.
New South Wales Üniversitesi’nden Dr. Juliet Richters, “BDSM sevişme çeşidini deneyen çok daha fazla kişi var, fakat bunu kabul edemiyorlar. Seks dergilerine bile karşı olan çoğu insan bağlanmaktan, kamçılanmaktan zevk alıyor ve bunu sekse giriş olarak kullanıyor. Buna karşın bu kişilere -BDSM yaşadınız mı?- diye sorduğunuzda -Hayır- yanıtı veriyorlar” şeklinde konuşmakta.
2007 Nisan ayında Sidney’deki Dünya Cinsel Sağlık Kuruluşu kongresine sunularak Avustralyalıların BDSM eğilimleri hakkındaki ilk bilgileri kamuoyuna açıklayan araştırmaya göre:
Tamamını Okuyun…
Nisan 5, 2008
Kategoriler: r
r bdsm, fetişizm, haber, psikoloji . . Yazan: celiktopuklar . Yorumlar: Yorum yapın

Beatrice arşivlerinden:
Diz boyundaki siyah dar eteğini tamamlayan beyaz transparan bluzu ve siyah topuklu ayakkabıları ile oturup bacak bacak üstüne attığı koltuğundan elinde cetvelini sallayarak masadaki sürahiyi gösteriyordu:
“Bir bardak daha iç”
Bu, adamın içtiği beşinci bardak su idi.
“Kendini ultrasona girecek kadın gibi hissetmeye başladığın an su içmen sona erecek” dedi ve şeytani bir kahkaha attı.
“Bir bardak daha doldur ve bardakla yanıma gel” dedi.
Tamamını Okuyun…
Nisan 5, 2008
Kategoriler: r
r bdsm, femdom, fetişizm, hikaye, kurgu . . Yazan: celiktopuklar . Yorumlar: 1 Yorum

irislave arşivlerinden:
Ahmet için artık kolej hayatının bitmesine 1 hafta kalmıştı hatta son 3 gün ….8 saatlik nöbetçi ögrencilik macerası da bugün bitiyordu …gidip kollugu aldı ve diger nöbetçi arkadaşlarının yanına gidip kimin hangi hocaya gidip nöbetçilik yapacagını konuşmaya başladılar …Aslında bu çok zor bir soru değildi çünkü Ahmet her zaman yaptıgı gibi başmüdür muavini olan Aysel Hanımın nöbetçisi olmak için gönüllü idi kimse zaten oraya gitmek istemezdi.
Aysel Hanım okulun hiç tartışmasız en sert hocası idi diger hocalardan dahi çekinenler olurdu ..Çok kez ögrencileri kalabalık içinde döver ifadesini hiç kaybetmezdi …Ögrenciler onu gördükleri zaman 2 kat daha fazla dikkatli davranırlardı …
Ahmet gitti kapıyı çaldı
-Efendim bugün nöbetçiniz benim
-Tamam çıkabilirsin göz önünden çok kaybolma çagırdıgım zaman çabuk gel sallanma
Ahmet çok heyecanlanıyordu tarifi imkansız duygular içine giriyor gidip kendini hocanın ayakları altına atmak için yanıp tutuşuyordu açıkcası bunun ne oldugunu o zaman da anlayacak ne yaşa ne de bilgiye sahip değildi.
Tamamını Okuyun…
Mart 30, 2008
Kategoriler: r
r femdom, fetişizm, hikaye, kurgu . . Yazan: celiktopuklar . Yorumlar: Yorum yapın
weber’in arşivlerinden
Her günkü gibi sıkıcı ve sıradan bir gündü ve hava bayağıda bir sıcaktı günah sokağımız yine ağzı salyalı
kuduruk ve abaza tiplerle doluydu bizim de işimiz kader mahkumu bir sex işçisi olarak onları 3 dakikalığına da olsa eğlendirerek hayvani şehvetlerini dindirmekti.
Biri geldi yanıma usulca sokularak
- ben fetişistim hanımefendi olur mu?
Tamamını Okuyun…
Mart 19, 2008
Kategoriler: r
r bdsm, femdom, fetişizm, hikaye, kurgu . . Yazan: celiktopuklar . Yorumlar: Yorum yapın