buzadam arşivlerinden:
Herşey Hathaway şirketinde bulduğum işle başladı. Üniversite mezunuydum, birinci dereceyle doktoram vardı.
Büyük bir şirkette yönetici konumunda olacağım için mutluydum. İşi bulmam oldukça uzun zamanımı almıştı. Tüm birikimim ufak bir apartman dairesiydi ve 50 yaşındaydım. Eşimden boşanmıştım. Zengin bir aileden geliyordu ve aslında o beni boşamıştı. Boşanmadan sonra yeni bir iş aramaya karar vermiştim. 45 yaşında üniversiteye geri dönüp okulu bitirdim ve doktoramı aldım. Fakat yaşım iş bulmam için önemli bir handikaptı. En sonunda kendimi Diane Hathaway ile iş görüşmesinde buluverdim.
Kendisi şirketin sahibiydi. 30 yaşlarında, belkide bugüne dek gördüğüm en harika kadındı. Uzun siyah saçları, büyük yeşil gözleri ve vücuduna tek bir kusur bulunamazdı. Görüşme sırasında üzerinde çok kısa siyah bir elbise vardı. Odasına giderken gördüğüm diğer kadınlardan bile kısaydı. Uzun ağız sulandıracak ince siyah çorapla kaplı bacakları ve ayaklarında siyah yüksek topuklu ayakkabıları vardı. Olgun ve yumuşak bir sesi vardı. Masasına dönüp oturduğunda bacakları görünür şekilde dışarıdaydı.
Görüşmemiz sorunsuz geçti. Fakat bakışları beni rahatsız ediyordu, neredeyse beynimin içine bakıyordu. Fazla param yoktu ve görüşmeye eski bir jean takımla gitmek zorunda kalmıştım. Ve buda rahatsızlığımın bir başka nedeniydi. İlk gün geldiğimde kendisiyle görüşmek istediğimi söylemiştim. Yeni bir takım elbise almıştım, kendimi daha iyi takdim edebilecektim. Sekreter beni odasına soktu. Büyük bir konferans masası, Diane’nin masasıyla bitişik durumdaydı. Telefonla konuşuyordu. Başımla selamlayarak masanın önündeki koltuğa oturdum.
Aniden bana döndü, telefonu uzaklaştırarak.
Yumuşak fakat kesin bir sesle,” Oturabileceğini söyledim mi?” diye sordu.
Kekeleyerek ,”H-Hayır” diyebildim ancak. Donup kalmıştım.
“İyi kalk o zaman koltuktan” demesiyle kalkmam bir oldu. O ise telefon konuşmasına geri döndü. Gülüyordu.
“Evet. Yeni başlayan biri” Birkaç dakika sonra sinirlenmeye başlamıştım. O ise bacaklarını masanın üzerine koyup bilek bilek üstüne atmıştı. 10 dakika sonra konuşması
bitti ve telefonu kapatarak bana baktı.
Sinirli bir sesle, “Bu takım elbiseyle ne yapıyorsun?”
Şaşırmıştım. “Düşünmüştüm ki, yöneti…” lafımı bitiremeden,
“Dinle David. Bu işi neden aldığını düşündünmü? Doktoran içinmi? Görüşmemizi hatırla. Jean pantalonla gelmiştin. Dar bir pantalonla. Kıçına bakmak hoşuma gitti. Bu işi niye aldığını düşünüyorsun? Hoş bir kıçın var. Yaşlı erkekleri etrafımda görmeyi tercim ederim. Bu da diğer artı puanın. Onlar kadınların ihtiyaçlarına daha duyarlıdırlar. Güzel bir kombinasyon. Yaşlı bir adam hoş bir kıçla. Reddedemezdim. ” Ayağa kalktı ve masasının etrafında yürüdü ve bana döndü. Topuklarıyla beraber 170cm civarındaydı , yani aynı boydaydık. ” Şimdi git ve şu takımlardan kurtul ve bir çift kot pantalon al kendine. Dar bir pantalon demek istiyorum. Hoş kıçını görmek istiyorum. Bu işi istiyorsun, değil mi?”
Ne diyeceğimi bilemeden sessizce başımı salladım. Bu işi istiyordum, nereye gidebilirdimki?
“Güzel. Git ve üstünü değiştir. Bana haber ver, görmek istiyorum. Eğer yeterince dar olmazlarsa geri gelmek için zahmet etme!”
Kafam karışmıştı. Aniden bir elini önüme koydu, eliyle kavradı ve sıktı. Bağırdım.
“Git şimdi”
Neredeyse koşarak odadan çıktım. Durdum. Sakin düşünemiyordum. Tek bildiğim bir kot dükkanı bulmam gerektiğiydi. Bulduğum dükkanda çeşitli pantalonları denedim. Diane’nin yeterince dar bulmamasından endişe ediyordum. En sonunda bulduğum pantalonun içinde zorlukla nefes alabiliyordum.
Takım elbisemi bir plastik torbada taşıyarak işe döndüm. Poşeti masamın altına sakladım. Diane’nin odasının önüne geldim. Kapısının önünde 10 dakika kadar bekledim. Aniden kapı açıldı ve hızla dışarı çıktı.
“Debbie” sekreterine seslendi. “Öğlen buluşmam daha uzun sürecek. Saat 2’den sonraki randevularımı tekrar düzenlermisin?” Ve beni farketti.
” Güzel David. Dön bir bakayım.”, döndüm. “Yapacaklarını anlatmışmıydım sana?” Hayır manasında başımı salladım.
“Bu pantolan iyi. Hergün bu şekilde giyineceksin. Bu gece, bir resepsiyona katılacağım ve sende benimle geleceksin. Saat altıda seni burda görmek istiyorum. Ne erken, ne geç. Anladınmı?”
Tekrar başımı salladım. Gittikçe endişeleniyordum. Ama bu işede ihtiyacım vardı. Hiç birşey yapamıyordum. Onunla resepsiyona katılmamı istiyordu. Kötü olacağını düşünüyordum. Bir yandanda güzel bir kadın, seksi bir kadın. Endişelenmemede gerek olmayabilirdi.
Saat altıda kapısını çaldım. Debbie ve binadaki herkes gitmişti. Ofis kapısını açtım. İçerisi karanlıktı sadece masasındaki lamba yanıyordu.
“Gel içeri” masada oturdum evraklarla uğraşıyordu. Bana baktı gülümsedi. Sıcak ve davetkar bir gülümsemeydi.
“Merhaba Dave. Neredeyse hazırım. Henüz üstümü değiştim. Bakmam gereken birkaç evrak daha var. Yanlız birşey. Düşünüyorumda üstümü değişirken ayakkabım fazlasıyla tozlandı. Nezaket gösterip, temizleyebilirmisin?” dedi ve tekrar evraklarına döndü.
Ne yapacağımdan emin değildim. Masanın etrafından yürüyerek masanın arkasında geçtim. Üzerinde uzun , kırmızı ve dar bir elbise vardı. Kırmızı yüksek topuklu ayakkabılar giymişti. Hiç bir yerde ayakkabı cilasını bulamadım. Endişeli biçimde yanında duruyordum.
“Problem ne?” hafif sinirli bir sesle.
“Boya veya cila göremiyorum” dedim.
“İyi. Eğer cila göremiyorsan, başka birşey kullanabilirsin değilmi?” bir cevap bekliyordu. Ama verecek cevap bulamadım. İç çekerek, ” Allahın belası bir dilin var değil mi? Kullan onu.”
Koltuğunda döndü ve bacak bacak üstüne attı.” Senin için kolaylaştırayım. Başla hadi.”
Apaçık yere eğilmemi ve ayakkabılarını yalamamdan bahsediyordu. Ne yapacağımı bilemiyordum. Ama bu işe ihtiyacım vardı.
Yere çöktüm ve öne doğru , dilim yumuşak deriye temas edene dek uzandım. Yalamaya başladım. Ayakkabının içindeki parmaklarını hissedebiliyordum. Nahoş bir tadı vardı ve deriyi bolca tükürük kullanmak zorunda kalıyordum.
Mendilimle deriyi parlatıyordum. Deriyi iyice parlattım fakat biraz fazla bastırmıştım. Aniden Diane ayakkabısını çekti ve göğsüme vurdu.
“O kadar sert değil aptal. Bir daha yaparsan tekmeyi ağzına yersin.”
Fazla bastırmamaya dikkat ederek en sonunda ayakkabının tekini bitirdim. Diğer ayakkabıya yönelmeyi düşünüyordum. Bacaklarını yer değiştirmesi gerekiyordu, aksi halde bacaklarının arasına girmem gibi bir durum olacaktı ve buda beni korkutuyordu. Cesaretimi toplayıp öteki ayakkabıya yöneldim.
“Ne yapıyorsun?” dedi yumuşak bir sesle ve sertçe itiverdi.
“Öteki ayakkabıyı yapacağım.”
“Birincisini henüz bitirmedinki. Tabanı ne olacak?”
“Tabanı?”
“Evet, tabanı. Taban. Biliyorsun ayakkabının bir bölümü. Yürümek için kullanılan parça. Eğer başlamazsan suratında yürüyecek olan parça.”
Sol ayakkabısını kaldırdı ve tabanını bana döndürdü. Başka seçeneğim yoktu. Derhal başladım. Bitirdikten sonra diğer ayakkabıya geçtim.
Fakat yere bastığı için tabanını yalama şansım yoktu.
“Çok kullanışsızsın. Herşeyi benimmi yapmam gerekiyor?” Bununla beraber bacaklarını yer değiştirdi. Fakat evraklara dönmemişti. Bir sigara yakmış ayakkabısını yalamamı seyrediyordu. Bitirdiğimde sigarayı söndürdü ve kalktı. Alelacele kalktım, kafama vurmasından çekinerek.
Davet boyunca gayet nazikti. Davetten çıktığımızda arabamı almam için şirkete geri döndük. Dizime hafifçe vurarak,
“Bu gece gayet iyiydin Dave. Seni terfi ettirmeye karar verdim. Çok kötü değilmi. Sadece bir gündür şirketimdesin ve terfi ediyorsun. Seni kişisel asistanımyapmaya karar verdim. Epeydir düşünüyordumda bir asistana ihtiyacım vardı ve sen şirketteki ilk erkeksin. Aynı zamanda maaşında %50 artmış olacak” dedi.
Şaşırmıştım. Maaş artışından hoşlanmıştım ama ben bir asistan değildim ki? Bu işi yapabileceğimden emin değildim.
“Memnun değil gibisin Dave. Sana asistanım olmak isteyip istemediğini sormuyorum, Sana asistanım olacağını söylüyorum. Tartışma yok. Şimdi gidebilirsin. Yarın saat 9 da seni ofisimde göreceğim. Görevlerini yarın kararlaştıracağım.”
Otoparkta arabasının gidişini seyretmeye daldım…
Saat 9 da sekreter beni Diane’nin ofisine götürdü. Diane koltuğu işaret etti.
“Dave , asistanın görevi işimi daha iyi yapmama yardım etmek. Stressiz olmalıyım. Görevin beni gevşetmek. Bunu yapabilirmisin?” Ne cevap vereceğimi bilememiştim. En iyi cevap sessizlikti. “Bir örnek” devam ediyordu, “Geçen gece ayakkabılarımı yalamandan gerçekten çok hoşlandım. Çok rahatlatıcı ve dinlendiriciydi. Bu sabah bununla başlayabiliriz. Bununla beraber, insanlar bu ofise bütün gün girip çıkacaklar, o nedenle sen en iyisi masamın altına gir ve bu işi orda yap. Belki orası biraz dar senin için. Üzgünüm. Belki de çok dar. Özellikle bu dar pantalonla rahat olmayacaksın ama zamanla alışırsın.”
Bunu yapamazdım. İş veya değil. Bütün gün masasının altında ayakkabılarını yalayamazdım.
“İşin senin olsun, istifa ediyorum!” dedim.
“Dave,” yumuşak bir ses tonu fakat tepeden bakan bir sırıtmayla,” Eğer istifa edersen bu şehirde bir daha iş bulamazsın”. Bir an düşünerek, “Daha da öte, Polis şefi arkadaşım. Senin kaçak bir çoçuk hırsızı olduğunu düşünebiliriz. Benim küçük çoçuk hırsızım, o nedenle seni elimle polise teslim etmemi istemiyorsan, masamın altına gireceksin ve yalamaya başlayacaksın.” Kendimi iyi hissetmiyordum. Her zaman polisten çekinmişimdir ve uzak kalmaya çalışmışımdır. Şimdi paniklemiştim. O ise bekliyordu. Ardından gülümseyerek önündeki cihazın düğmesine basarak, ” Debbie, lütfen polis şefini getirtebilirmisin?”
Aceleyle masanın arkasına geçtim ve neredeyse Diane’i iterek altına girdim. Ayağında sivri, yüksek topuklu ayakkabılar vardı ve çorap giymemişti. Yardım edercesine ayağıyla itiyordu. Bacaklarıyla ,masanın altındaki ufak boşluğa zorla sıkıştırıyordu beni. Ayakkabısının tekini enseme bastırarak, ağzımı zorla öteki ayakkabısına bastırdı. Sert topuk ensemi acıtıyordu. Daha da kötüsü , Diane’nin ofisinin tabanı parkeydi ve dar kot pantalonun içinde daha da rahatsız ediciydi.
“Yalamaya başla Dave, büyün gün bekleyemem.” Yapabildiğimin en iyisini yapmaya çalışıyordum fakat , ensemdeki ayakkabı sıkıca bastırıyordu ve dilimi dışarı çıkaramıyordum. Daha sert bastırarak,” Yalamaya başla”. Zorla dilimi dışarı çıkarmayı başardım ve yalamaya başladım. “Evet, iyi fikir” öteki ayağını hafifçe gevşetmişti ve biraz daha rahat nefes alabiliyordum. Fakat ayakkabıyı sıkıca bastırmaya devam ediyordu.
Tekrar diafonun düğmesine basarak,” Debbie, buraya gelirmisin?” Diane’nin arkasına yaslandığını hissettim. Enseme biraz daha sertçe bastırıyordu. “Bu benim adam. Ayağıma doğru yönelebilirsin. Fakat daha yükseğe değil. Bileğime yaklaşırsan yüzünü ezerim.” Teni daha hoştu ve yumuşaktı.
Debbie’nin ofise girdiğini duymuştum.
“Yeni asistanınızın performansı nasıl Bayan Hathaway?”
“Gayet iyi, Debbie” ikisinin kahkahasını duyuyordum. Ardından Diane ensemdeki topuğunu sertçe enseme bastırdı. Acıyla ve bağırarak doğruldum ve o hızla kafamı masanın altına çarptım. İki kadın yüksek sesle kahkaha atıyordu. Diane’nin yüzü masanın altından gözüküyordu.
“Sana durabileceğini söyledim mi Dave?” Aniden ayağını çekti ve karnıma olanca hızıyla vurdu. Acıyla yere kapandım. ” Bir dahaki itaatsizliğinde bu kadar nazik olmayacağım. Şimdi yalamaya devam et. Ses istemiyorum.” Beni dikkatle masanın altına doğru iterek tekrar eski pozisyonunu aldı.
“Debbie, öğlen yemeğini organize edebilirmisin? 10.30 da uzun bir görüşmem var, rahatsız edilmek istemiyorum.”
“Peki Bayan Hathaway. Joe Keitler burada, göndereyim mi?
“Lütfen.”
Debbie’nin topuk sesleri uzaklaştı ve kapı kapandı.
“Nasıl gidiyor Dave?” parmaklarını oynattığını hissettim ve ayaklarını ayakkabıdan çıkardı. “Parmaklarımın arasını yalamanı istiyorum. Yavaş yavaş ve nzikçe yala.” Dikkatlice vazifeme eğildim ve yapabildiğimin en iyisini yapmaya koyuldum. “Fazla uzatma, görüşmem başlamak üzerek. Şimdi parmaklarımı emmen pek iyi bir fikir değildi. Bu serbest kalman anlamına gelebilirmi?”
Kapının açıldığını ve Debbie’nin sesini duydum.
“Joseph Keithley , Bn. Hathaway”
“Güzel, gelsin” Eminim sesinde bir sırıtma farkedilebilirdi. “Ayakkabımı giydir, Dave” dedi kıkırdayarak . Ayakkabılarını tuttum ve ayaklarını içine soktu.
“Bir süre ayakkabılarımı yalamayabilirsin.” Neredeyse, “teşekkür ederim” diyecektim ki kendimi zor tutum. Aynı anda Diane’nin topuğunu ensemde hissettim. Masanın altında arkaya doğru itiyordu beni. Nefes alamıyordum. Boğulurcasına bir ses çıkardığımda bir parça gevşetti. Nefes almama yetecek kadar. Adım seslerini duyuyordum.
“Oturabilirsin , Joseph. 20 yıldan beri bu şirkettesin değil mi Joseph? Eski kocam bu işe başladığından beri?”
“Evet Bn.Hathaway”
“Hmm. Seni kovuyorum. Derhal ayrılacaksın.”
Bir şaşkınlık sesi, ” N-neden Bn. Hathaway”
“Sekreterim önerilerde bulunduğunu söyledi. Bu şirkette cinsel ilgilere izin vermem. Derhal gidiyorsun”
“Fakat bu doğru değil Bn.Hathaway” zavallı adam neredeyse ağlıyordu. Bense masanın altında sıkışmıştım. Joseph Keitley konuşmaya başlamıştı, bense Diane’nin elini elbisenin altına organına doğru götürdüğünü görüyordum. Külot giymiyordu. Kendini ovuşturmaya başladı, yukarı-aşağı…
“Bunu söyleyeceğini tahmin ediyordum. Sekreterime olan güvenim tam. Şimdi eşyalarını topla.”
“Fakat karım, çocuklarım. Lütfen, bu doğru değil.”
“Bu şehirde iş bulamayacağından emin olacağım.” daha da hızlı ovuşturuyordu. Daha hızlı. Daha hızlı. Aynı anda ensemdeki baskıda iyi artıyordu. Ses çıkarmaya çalışıyordum ama beni duymazdan geliyordu veya beni duymuyordu.
“Lütfen Bn. Hathaway, Bu işe ihtiyacım var.”
“Polis çağırmadan çık dışarı”, diye bağırdı.
“Lütfen Bn. -”
“Dışarı, dışarı.” sendeleyerek dışarı çıktığını duydum. Kapıyı kapattıktan sonra Diane topuğunu sertçe enseme vurdu. Bağırdım . Diane’se zevkten bağırıyordu. Bir süre sonra diafona tıkladı.
“Yaptığımdan hoşlandın mı Debbie?”
“Belki daha sessiz olabilirdi” dedi Debbie sakin bir sesle.
“Hayır, bir asistana ihtiyacın yok değilmi?” diyerek ayakkabısını yüzüme sürttü ve tabanını ağzıma bastırarak,” Yaşlılardan fazla zevk alamıyorum. Daha iyi bir fikrin varsa şimdi söyle”. Debbie ve Diane kahkaha ile gülüyordu.
Koltuğuna oturdu. ” Bundan hoşlandınmı Dave?” dedi. Bense sadece sesin sahibinin bacaklarını görebiliyordum. “Bahse girerim, bu senin yanışın olmadığı için memnunsundur. Endişe etme. Senide yakmayı düşünmüyorum. Senin uzun ve başarılı bir kariyerin olacak. Senin başarın diğerleri gibi olmayacak. Bununla beraber, sorumluluklarını arttırma vakti geldi. Bu heyecan yüzünden biraz kirlendim, o nedenle senden temizlenmeme yardım etmeni istiyorum.” Bacaklarını araladı ve güçlü kokuyla sersemledim. Ayakkabılarını yüzümden çekti ve yeterince ve rahat nefes almaya başladım. Sadece 1 dakika sonra aşağı uzandı ve boynumdan kavrayarak bacak arasına doğru kuvvetle çekti. Yüzümü ıslak organına bastırdı.
“Tamam Dave, ümit ederim ne yapacağını biliyorsundur?” dedi ve bacaklarını başımın etrafına doladı ve sıkıştırdı.” Yalamaya başla ve temiz olduğundan emin ol” Fakat beni sıkıca bastırıyordu. Zorlukla nefes alabiliyordum. Durumu farketti ve biraz gevşeterek,” Biliyorum biraz zor senin için fakat bu şekilde istiyorum. Nefes almakta zorlanabilirsin ama daha fazla zevk vermen için iyice bastırmalıyım. O nedenle, sıkıca bastırdığımda nefes ve yalamayı aynı anda halletmelisin. Bunu bir meydan okuma olarak düşün. Bu bizi birbirimize daha da yakınlaştıracak Dave. Fakat ilk defa için, bunu biraz kolaylaştıracağım.” Tekrar beni içine çekti fakat nefes alabileceğim ve yalayabileceğim bir alan bıraktı. “Fakat cömertliğimi israf etme. Bu ilk ve son defa. Daha sonra senin bileceğin iş.”
Bana yaptırdığı şeye inanamıyordum ve hiçbirşey göremiyordum. Beni kıstırmıştı. Polis şefiyle ilgili hikaye doğrumuydu bilmiyorum. Bununla beraber, yalamaya başladım. Tat ve koku gerçekten kuvvetliydi.
“İşte bu Dave. Güzel yapıyorsun. Şimdi işini bitir ve beni temizle. Fakat daha fazla uyarılmak istemiyorum. çünkü önemli bir görüşmem başlamak üzerek. Eğer uyarılırsam, sıkıntıya girerim. Eğer sıkılırsam kızarım Ve -” Başımı kaldırıp bana sırıtarak,” Eğer kızarsam , seni cezalandırırım.” dedi ve ardından başımı başımı eski yerine itti. “O nedenle senin için ümit ederimki, eğer beni daha fazla uyarmadan yeterince temizleyebilirsin. Eğer bir ses duyacak olursam, ölürsün”
Bacaklarını omuzlarımın üzerine koydu ve iyice sıktı. Neredeyse boğulacaktım. Ardından biraz gevşetti. ” Güzel Dave, iyi yapıyorsun.”
Ofis kapısı açıldı. Sesler ve sandalyelerin gıcırtısını duyuyordum.
“Hepimiz buradamıyız?” dedi Diane. “Evet Frank, lütfen seni raporun.” Ay sonu satış raporları hakkındaydı. Hiç birşey anlamamıştım. Sessiz ve nazikçe yalamaya devam ediyordum. Tat yavaşça azalıyordu, tamamen temizlenmek üzereydi. Masanın altında oturuyordum, başım bacaklarının arasında kıstırılmış, hareket etmeye korkar vaziyetteydim. Sert parke zemin dizlerimi acıtıyordu.
Toplantı devam ediyordu. Bir süre sonra içlerinden biri ara vermeyi önerdi. Diane herkese sorarak 5 dakika ara vermeyi kararlaştırdı.
Ofis boşaldığında, acıtacak şekilde saçlarımdan çekerek başımı kaldırdı.
“Oh, sevgilim. Yüzün kirlenmiş. Yapış yapış olmuş. İzin ver temizleyeyim.” deyip masasından bir kağıt mendil aldı ve yüzümü iyice sildi. “Böyle daha iyi. Fakat şimdi bu mendille ne yapacağım? Çöp kutusuna atamam, temizlikçiler bulabilir. En iyisi sen bunu ye” dedi ve ağzıma sokuverdi. Boğuluyordum, ağzımdan çıkarmayı denedim.
“Hayır, hayır!” Ellerimi kavradı.” Yutmalısın. Hadi, adam gibi yut şunu” , kusacak gibi olmuştum ve gözümden yaş boşanıyordu. En sonunda boğazımdan aşağı iniverdi. “O kadar da kötü değil değilmi? Şimdi muhtemelen içeceğe ihtiyacın var, değil mi?”
Zorlukla, “Evet” diyebildim. Gerçekten içeceğe ihtiyacım vardı.
“Tahmin etmiştim. Diğerleri aradan gelmek üzere fakat fazla zamanım yok. Sen dışarı çıkmama yardım edeceksin. Yani birbirimize yardım edeceğiz. Harika değilmi? Sen beni kurtarmış olacaksın ve bende sana içecek vermiş olacağım. Şimdi gel buraya” Zorlukla karşı koymaya çalıştım fakat başımı sıkıca tuttu ve sıkıca bacak arasında sıkıştırdı.
Organı, burnum ve ağzım birbirine damgalanmış gibiydi. Az sonra ağzıma işemeye başladı. Sıcak tuzlu sıvı dilimi ve boğazımı yakıyordu. Ağzım dolmaya başlamıştı. Nefes alamıyordum ve eğer yutmazsam boğulacaktım. Kulaklarımda ziller çalıyordu. Endişelenmiştim. Eğer Diane durmazsa boğulacaktım. Az az ağzımdaki sıvıyı yutmaya başladım. Önce biraz, ardından biraz daha. Ama Diane işemeye devam ediyordu. Bir kısmı akıp gitsin diye zorla başımı sallamaya çalıştım fakat Diane beni serbest bırakmıyordu. Ellerimi kullanmayı deneyerek onu kaldırmaya çalıştım. Fakat daha yüksek bir açıdan işemeye devam etti ve bu şekilde daha fazla boğazıma akıyordu. Diane kıkırdayarak gülmeye başladı ve beni serbest bıraktı. İdrarı yüzüme ve yere saçıldı.
“Oh, Dave. sen olanaksızsın.” dedi gülerek,” En iyisi yerdeki idrarı yalamaya başla yoksa kokacak. Hadi ama” diyerek başımı yere bastırdı ve çevresinde gezdirmeye başladı.” Bu ayakkabımı yalamaktan daha kolay. Çalışmaya başla Dave. Eğer onlar geldiğinde bir tek damla kalmış olursa seni polise kendi elimle teslim ederim”
Yerde sürünerek hepsini olabildiğince hızlı ve yerdeki tozlarla beraber yaladım. Diane ise başımda dikilmiş gülüyordu.
“Dave, sen harikasın. Hey, belki sana bütün odayı yalatmalıyım ne dersin” dedi. Ona doğru baktım. Gözleri parlıyordu.” Veya belki bütün binayı. Her gece bir katı. Temizlikçiler gelmeden önce. Temizlikçilerden sonra olursa fazla yapacak iş kalmaz. Veya belkide seni temizlikçilerin yerine kullanırız. Hmmm, düşünmeye değer değil mi? Dave. Diğerlerinin geldiklerini duyabiliyorum ve ” dedi ve dikkatlice yere bakarak,” bütün idrarı temizlemişsin. Çok iyi.” Koltuğuna oturdu ve başımı tutarak alnımdan öptü. Ve tekrar masanın altına iterek topuğunu enseme bastırdı.
“Yalamaya başla. Dilini hissetmiyorum.” Daha sert bastırarak,” unutma, ses yok”. Bağırmak istiyordum ama kendimi kontrol ettim. Dilimi kapalı ağzımdan zorlukla çıkardım ve yapabildiğim en iyi şekilde yalamaya başladım. Ne kadar sürecekti. Bu yemekli bir toplantıydı. Buda bütün gün sürecek demekti. Korkutucu bir düşünce.
Diğerleri döndü ve sandalyelerine oturdular. Toplantı yeniden başladı ve neredeyse 1,5 saat sürdü. Diane’nin ensemdeki ayakkabısı bir kere bile kalkmadı. Boynum uyuşmaya başlamıştı. El arabası öğlen yemeği ile ofise girdi. Diane ensemdeki ayağını çekti. Diğerleri odayı terkediyordu. Yemek vaktiydi.
“Debbie, benim için birkaç sandviç seçermisin, bir telefon görüşmem var. Herkes odayı boşalttıktan sonra,” Dave, bana ne kadar büyük bir zevk verdiğini bilemezsin. Sıkıcı toplantıyı eğlenceli hale soktun.”
Debbie’nin bacaklarını masanın kenarında gördüm. Diane’nin yemeğini getirmiş olmalıydı.
“Hala aşağıdamı Bn. Hathaway?”
“Tabii ki, bakmak istermisin?”
Debbie’nin yüzü beliriverdi. Belirgin bir biçimde sırıtıyordu. Birbirlerine baktılar ve güçlü bir kahkaha koyverdiler.
“İşin bittiğinde onu alabilirmiyim?” dedi Debbie
“Geriye birşey kalmamış olabilir” dedi Diane ve tekrar kahkaha ile devam etti.
“Henüz öteki şey için kullanmadın onu değilmi?” diye sordu Debbie.
“Onu akşama saklıyorum.”
“Şanslısın.”
“Belki, belkide iyi çıkmaz.”
“Bu durumda burnunu kapatırsın ve ona dersini öğretirsin.”
Diane elini uzatarak saçımı kavradı. Korkudan sinmiştim.” Oh. Dave biliyor , eğer yapması gerekenleri yapmazsa olacakları. Değil mi, Dave?”
“Zavallı” dedi Debbie
Diane koltuğuna oturdu ve beni kendine doğru çekti.
“Şimdi Dave. Görevlerin artıyor. Bu akşamki görüşmemizde stress atmama yardım edeceksin. Dilini olabildiğince kullanıp bana güzel bir orgazm yaşatacaksın. Eminim bunu yapbilirsin. Çünkü ne yapacağını bildiğinden eminim,değilmi? Diğerleri gelebilir” dedi bacaklarını başımın etrafında sıktı. Zorlukla nefes almaya başlamıştım. Dilim zorlukla dışarı çıkarabildim ve tek düşünce onu çabucak rahatlatmaktı. Çalışmaya başladım. Diane ve diğerleri ise konuşmaya ve yemeğe devam ediyorlardı. Arasıra saçlarımı okşuyordum. Daha fazla uyarılmıştı ve saçlarımı kavrıyordu, daha çok sıkıştırıyordu.. Başımın patlayacağını sandım. En sonunda sessizce geldi ve biraz gevşedi. Ve benide biraz rahatlattı. Ardından başımı bacaklarının arasına bastırdı. Tüm bu an boyunca soğukkanlı bir biçimde konuşuyordu. Ve sonra ağzıma işemeye başladı. Ve ben yutkunarak içmeye. Topuklarıyla ellerime basarak onlarıda kıstırmıştı. Sıkıca ve merhametsizce basıyordu.
Istırap çekiyordum ve ağzım yanıyordu. Fakat Diane bundan hoşlanmış gibi görünüyordu. Tekrar gevşediğini farkettim.
Tüm idrarı içtim , tuhaf olmuştum gibiydim, öksürmeye başladım. Fakat Diane topuklarını iyice bastırarak beni uyarıyordu. Kendimi zorla tutuyordum.
Toplantıya bir diğer ara verilmişti. Fakat kişiler hala buradaydı, sadece ayaktaydılar.
Diane başımı kaldırdı ve bana doğru konuşarak,
“İşini yapmaya devam et Dave. Fakat bir dahaki sefere pislik yok. Ne zaman ağzına işersem, hepsini çabucak içeceksin. Ne kadar hızlı, ne kadar çok olduğu veya ne kadar sıkı tuttuğum hiç önemli değil. Nefes alıp almadığına dikkat edemem. Burada kontrol bende oğlum ve bunu hatırlasan iyi edersin. Tamam mı?”
“Toplantının son kısmı başlıyor ve bana yavaş ve güzel bir orgazm yaşatmanı istiyorum. Yaklaşık 1,5 saatlik olmalı. Eğer erken veya geç olursa seni dövdürtüp, polise teslim edeceğim. Anladın mı?” diyerek topuklarını ellerime sertçe bastı.
“Evet” dedim kıvranarak. Merhamet göstereceğini umuyordum. Ama böyle bir şans yoktu.
“Başla” Sertçe kendine çekti. Burnum kırıldı sandım. Dehşet içindeydim , eğer burnum üzerine kanamaya başlarsa gerçekten kuduracaktı. Yavaşça yaladım. Her saniyeyi saymaya başladım. Saymada hata yaparsam kemiklerimi kaybedebilirdim. En sonunda hepsi bitti. Herkes gittiğiğinde beni kaldırdı. Neredeyse 7 saat boyunca masanın altında sıkışmış vaziyette, ayakkabılarını, organını yaladım, idrarını içtim, topuklarıyla kıvrandım ve hiç hareket edemedim. Her yanım acıyordu ve tutulmuştu.
“Dave bu fevkalade. Bir ödülü hakettin. Yemek için dışarı çıkalım bu akşam. Fakat, gidip temizlenmelisin. Dişlerini de fırçala. Nefesin çok kötü kokuyor.”
Masanın altından çıktım, ” Benim özel banyomu kullan” dedi Diane,” Bunu hakettin”
İçeride uzun süre kaldım. Kısada olsa ondan uzak kalmaya ihtiyacım vardı. Geri döndüğümde Debbie de odadaydı.
Diane sırıtıyordu. Bu endişeyle ona bakmama neden oldu.
“Ben yarın bir iş için dışarıda olacağım. Seni Debbie’ye ödünç vereceğim”
“Yarın benim masamın altında oturabilirsin. Fakat benimki Diane’nin masasından daha ufak ve bacaklarımda onunkinden biraz daha uzun. Sanırım senin için çok dar olacak. Hayal edebiliyormusun.”
“Fakat o masa açıkta. Herkes beni görebilir orada.”
“Ofistekilerin hepsi kadın, Dave” dedi Diane “Hepsi takdir edecektir, bir erkeğin bir kadına nasıl saygı duyulacağını öğrendiğini görmekten. Hoşlanacaklar, endişelenme”
“Belki onlarda onu kullanabilirler” dedi Debbie.
“Evet veya biliyorsun” dedi Diane düşünerek,” Bu daha iyi olur. Onu tuvaletteki boş bir kabine koyarsak, şirketteki kadınlar ne zaman isterlerse onu kullanabilirler. Gidip ufak bir portatif tuvalet alıp, onu içine bağlayabiliriz. Başını içine vidalarız. Daimi olarak kullanıma müsait olur. Evet, Dave” diye ekledi. ” Kendi ufak tuvaletine konacaksın ve başın içine sıkıca tutturulmuş olacak. Belki biraz acıtabilir ama şirketteki bütün kadınların kullanmasından ne kadar hoşlanacaksın. Kendinle gururlanabilirsin. Belki de sadece idrarla yetinmek zorunda kalmayacaksın”
Debbie, “Harika bir fikir, Diane”
– SON –
Henüz Yorum Yok
Henüz yorum yapılmamış.
Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI
Yorum yapın
