İki Genç Kız

Alev, son derecede güzel, yeşil gözlü, kumral, şımarık bir kızdı. henüz hiçbir erkek reddedememişti onu.

Elif ise, esmer, alev kadar olmasa da güzel bir memur kızıydı. Onun hayatı ise, kücük mahallesinde tıkılı geçmişti.

Alev, annesi ve babası ayrı yaşadığı için, ikisine küsüp, üniversitede okuyan ablasıyla ayrı bir eve çıkmıştı. ailesi zengindi, para sıkıntısı çekmiyorlardı. elif ise, anne-babasının yanında yaşıyordu. babsı doktordu ve normal bir gelirle idare etmeye çalışıyorlardı. alev, uslanmaz ve arsızdı. annesi sırf akıllanır diye, kızını lise çağında özel okuldan alip sıradan bi anadolu lisesine yazdırmıştı. özel okulun elit tabakasına alışmış olan alev, gecekondu tayfası diye adlandırdığı insanların içine düşünce, neye uğradığını şaşırmıştı. Alev’e kalsa, bu yeni arkadaşları, ona hizmetçi dahi olamayacak seviyedeydiler.

fakat neyseki, denk kafalara sahip olduğu elifi çıkarmıştı talih karşısına… lise 1 de başlayan zoraki dostluk, zman geçtikçe kuvvetlendi ve lise 2 ye gelindiğinde, artık mükemmel iki arkadaştılar. kızları bilirsiniz, genelde 2şerli 3erli gruplara ayrılıp takılırlar ve bu grup içinde kopmaz bağlar vardır. işte elif ve alev de öyleydi. herşeylerini bilirlerdi birbirlerinin. alev, lise 2 deki erkek arkadaşıyla ilk cinsel deneyimini dahi en ince ayrıntısına kadar anlatmıştı dostuna.

elif, ev müsait olduğu için, sık sık alevin evinde kalırdı. ailesi, bu zengin ve şımarık kızı pek sevmese de, kızlarına kıyamadıklarından izin veriyorlardı. lise 3’e geçtikleri ilk zamanlarda, yine alevin evinde kaldıkları bir gece, alev yatağa uzanmış, elif de yere oturup sırtını alevin karyolasına dayamış film izliyorlardı. filmde, ayak fetişizmi fantezisi olan bir yer geçtiğinde, arkadaşına kayıtsız şartsız güvenen elif, aleve dönerek:

-biliyormusun bu şey benim de fantezim, ayak yalamak. dedi.

alev, önce şaşırdı, sonra da şen bir kahkaha koyuverdi:

-oo elifcim, sado-mazo güzeli mi olcan başımıza?

-yok be, sadece ayaklar, öyle acı çekmek falan değil.

alev yataktan doğruldu, ayağını elifin yüzüne yaklaştırarak

-yala madem. dedi.

elif , kenara doğru kaykıldı, aleve ayağını çekmesini söyledi, alev ise ayağının tabanıyla elifin yanağına bir tokat attı, ve ayağını geri çekti:

-sen demedinmi kızım fantezim diye, al sana fantezi. hem daha hala bakiresin de sen, deneyim olur. ve yine bir kahaha patlatarak yatağa geri uzandı. filmi seyredip bitirdiler. dvd playerdan filmi çıkartırken, alev tekrar başladı:

-zaten sizin mahallelilere de pek bi yakışır, benim ayaklarımı yalamak. senin suratına kadar getirdik, daha hala itiraz ediyosun.

-alev saçma sapan konuşma ya iyiki bi söyledik ha, ilk kez senle paylaştım bunu, sende dalga malzemesi yaptın. hem mahalle falan ne demek o? dedi elif sinirlice.

-kızma be elifcik, takılıyorum sadece. sizin mahallelileri pek sevmesem de biliyosun, sen ayrısın.

elif alınmıştı ama, alev pek bi mutluydu. bu olayı takip eden günlerde sık sık, elife bu konuda şakalar yaptı. sırada oturuken elifin ayağına bastı, çözülen bağcığını bağlatmaya kalktı, alevin evinde kalınan akşamlarda sık sık, ortada hiçbirşey yokken, ayaklarını elife uzatıp:

-yala elifcik. demeleri artık normalleşmişti. elif de alışmıştı ve artık ses etmiyordu.

fakat ne olduysa oldu, bir ay kadar sonra elif ve alev, hiç yoktan çok kötü tartışarak küstüler. alev, tartışmanın sonlarında elife

-gelip ayaklarımı yalamak için yalvaracaksın gecekondu fetişi! deyince, elif tamamen aklından çıkmış olan bu büyük sırrını alevin bildiğini hatırladı. başından aşağıya kaynar sular döküldü. okula yayılırsa neler olabileceğini düşündü bi an. alev hepsini alenen aşağılamasına rağmen, tüm okul ona karşı gizli bir hayranlık besliyordu, ve böyle birşey söylerse kesin inanırlardı.

elif, o gün akşama kadar ruh gibi dolandı, ne yapabileceğini düşündü. alevin ona neler yapabileceğini bildiği halde, gidip ondan af dilemekten başka çaresi de yoktu. ailesinden izin aldı, yola koyuldu. yolda alevin cümlesi aklından çıkmıyordu:

“gelip ayaklarımı yalamak için yalvaracaksın gecekondu fetişi”

evet, elif az sonra neler olacağını biliyordu, fakat alevin ayakları, tüm mahallenin yaftasından daha fena olamazdı…

önünde alevin mor konverslerinin durduğu, paspassız çelik kapının önüne varıp zili çaldığında kalbi güp güp atıyordu. kapıyı alev açtı, karşısında süklüm püklüm elifi görünce, gözleri parladı, ve yüzüne güzelliğini katlayan bir gülümseme oturdu.

-demek geldin minik fare. dedi.

-alev, bugünkü tartışma için özür dilerim, hatalıydım.

-biliyorum hatalı olduğunu. fakat açıkçası bu kadar çabuk beklemiyordum, baya kişiliksizmişsin. niye bu hale düştüğünü ikimiz de biliyoruz. sen de şu dakikadan itibaren, ne yapman gerektiğini az-çok anlamışsındır sanırım. şanslıyız, ablam yok. şimdi, şu mor ayakkabılarımı al ve içeri gir.

elif, ayakkabıları eline alıp içeri girdi. salona geçtiler. alev, bilgisayarda eski arkadaşlarıyla görüntülü chat yapıyordu. elife, sen o ayakkabiların altını yalaya dur, ben burada işimi bitirince gelicem. temiz olmazsa yakarım çıranı, dedi.

elif, elindek tozlu ayakkabılara baktı, bir an midesi kalktı. sonra mecbur olduğunu düşünüp, sağ tekiyle başladı. ağzına iğrenç bir plastik-toprak karşımı tat geliyordu, gözlerini kapatıp kendini kasarak, iki ayakkabıyı da yalaya yalaya temizledi.

bittiğinde, ağzında iğrenç bir tadın yanı sıra müthiş bir kuruluk da vardı. bir bardak su içmek için mutfağa yöneldi.
tam o anda alev, karşısına çıktı:

-nereye böyle küçük böcek?

-su içmeye, ağzım kupkuru oldu.

-sen hala ne olduğunun farkında değilsin galiba, (tam burada elifin saçlarını kavrayıp çekti) bak ezik, ben ne dersem o olur ve benim emretmediğim hiçbirşey olmaz, tek kural bu, anla bunu.

elifi saçlarını iyice çekerek bağırtıp, yere çöktürdü. dört ayak üzerindeyken, üzrine oturup çoraplarını çıkardı ve elifin ağzına tıktı.

-ikinci bir emre kadar konuşak yok. şimddi, deh, benim odaya

elif altta, zorlana zorlana odaya varmayı başardı. ağzında hala çoraplar vardı. alev onu ayağa kaldırıp, bacaklarını ve kollarını iki yana açmasını söyledi. elif emri yerine getirince, hemen karşsına, yatağın üzerine kamera kurdu ve çalıştırdı.

-şimdi, asla aksi bişey söylemedikçe kıpırdamayacaksın.

elif, ağzında çoraplar olduğu için konuşamıyordu. itiraz da etmedi. alev, elifyanına gelip, üzerindeki bodyi yavaşça çıkarmaya başladı. elif şaşkınlıktan donakalmıştı. alev, bodyi yavaş yavaş çıkardı, elif belden yukarıda sadece beyaz sütyenle kalmıştı.

-sende de nası göğüs varmış, torba gibi. erkek olsam ben de s*kmem seni. azcık benim fiziğimi örnek alsaydın en azından seni eski arkadaşlarıma orospu diye satardım, ama nerde….

bu olayı elif tamamen çıplak, bacakları ve kolları açık şekilde kalana kadar yaptı, ve aralıksız aşağılamaya devam etti.sonra elifi yeniden dört ayak üzerine çömeltip, kulağına eğildi:

-ne dediğimi unutma “gelip ayaklarımı yalamak için yalvaracaksın gecekondu fetişi”. ben sözümde dururum. yaşayacakların, ancak ayaklarımın altını yalama iznini koparıp, beni tatmin edince bitecek. o zamana kadar herşeye hazırlıklı ol…

-ne dediğimi unutma “gelip ayaklarımı yalamak için yalvaracaksın gecekondu fetişi”. ben sözümde dururum. yaşayacakların, ancak ayaklarımın altını yalama iznini koparıp, beni tatmin edince bitecek. o zamana kadar herşeye hazırlıklı ol…

elif bu kadarını beklemiyordu. fakat itiraz etmeyi aklından bile geçirmedi. uzun süreli arkadaşlıktan sonra, alevi yeterince tanımıştı ve neler yapabileceğini biliyordu. alev, sırtüstü yere yatmasını söyledi ve elifin üzerine çıktı. göğsüne basarken elif müthiş bir acı duydu, ağzındaki çoraplara rağmen, duyulabilecek bir çığlık attı, alev göğsünden inip elifi tekmelemeye ve bağırmaya başladı:

-bir daha çığlık atarsan seni doğduğuna pişman ederim! sakın bi daha yapma!!!

elif, yediği tekmelerin de etkisiyle, pısmıştı. alev tekrar göğsüne çıktığında korkudan konuşamadı. alev, bir süre sonra indi, elifi yerinden kıpırdamaması konusunda sertçe uyardı ve odadan çktı.

yarım saattir cehennem azabı çeken elif, hala tam olarak şoku atlatamamıştı. ağzındaki çoraplardan kurtulmak istiyordu, fakat parmağını dahi oynatmaya korkuyordu. uzun bir süre, yerde çıplak vaziyette yattı ve kıpırdamadan bekledi. ne kadar süre geçtiğini bilmioyrdu.

alev geri geldiğinde, elinde bir tasma vardı.elifi dörtayak pozisyonuna getirip boynuna tasmayı bağladı, sonra da sırtına oturup, saçlarını kement gibi eline dolayarak atçılık oynamaya başladı. topuklarıyla elife vurarak koşturuyor, durmak istediği mazan da tüm gücüyle saçına asılıyordu. bir süre böyle oynadıktan sonra, salonda elifin üzerinden indi, bilgisayarın başına geçti. msn’de eski arkadaşlarından biriyle konuşmaya başladı. elf göz ucuyla baktı, okuduklarına inanamıyordu.

-kızım ben size demedimmi buradakiler anca kölem olur diye. içlerinden bi salağı kölem yap bile. sen de gel bi ara, eğleniriz. dedi. elifi kamera karşısına geçirip arkadaçına gösterdi, ve yine arkadaşının seyri devam ederken, elifin kafasının üzerine çıktı.

bir süre böyle eğlendikten sonra, alevin ablası eve geldi. salona geçip, yerde çıplak yatan elifi gördü ve kardeşine:

-sonunda erdin demek muradına. biz de görürüz hayrını dimi? dedi. alev, elifin ablasının emrine amade olduğunu söyleyerek, elifi ablasına teslim etti. abla(merve), elifi karşısına alıp, biraz da benimle ilgilen bakalım fare surat. dedi.

elifin ağzındaki çorapları çıkardı merve. elif tam mutlu olmuştu ki, ağzından çıkardığı artık iyice ıslanmış çorapları, elifin bacakarasındaki deliğe soktu. elif, şok üzerine şok yaşıyordu. abla merve, ayaklarını elifin göğsüne doğru uzatıp,

-çorapları çıkar ve yala, emrini verdi. elif çıkardığı çorapları yere bırakınca, merve, elifin suratına ayağının tabanıyla sert bir tekme atıp, o çorapları da diğerlerinin yanına sokmasını söyledi.elif, çaresiz, iğrenerek denileni yaptı. tekrar ayaklara uzanıp yalamaya başladığında, merve daha çok tecrübesiz olduğunu, fakat, zamanla mükemmel bir köle olacağını söyledi. elif, yaklaşık bir saat aralıksız iki ayağı da yaladı. alev gelip, ikisini o pozisyonda görünce, benim ayaklarımı yalamak bu kadar kolay olmayacak sürtük. dedi.

dvd’ye bir film takıp ablasıyla seyretmeye karar verdiklerinde, elif de, bir süre sonra kendi yeri olduğunu iyice kanıksayacağı ayaklar dibindeki yerine geçti. alev, iki ayağını birden, hafif çaprazlama elifin suratına yerleştirdi ve play tuşuna bastı.

önümüzdeki iki saat boyunca, o pozisyonda kalınacak, elif, ayak tadına daha da alışacaktı. fakat, bu olayların, alevin kesin yala emrine kadar süreceği kesindi, ve o emrin ne zaman geleceği mechuldü…

DEVAM EDECEK

About these ads

2 Yorum

  1. hmm güzel deyisik devam et

    http://antalyali07.blogspot.com/

  2. mukemmel ve olağan ustu değişik devam et


Comments RSS TrackBack Identifier URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.