Beatrice arşivlerinden:
- Merhaba Özge, telefonda zaman kaybetmek istemiyorum.Müsaitsen hemen bir çay içmeye geliyorum sana?
- (Güler) Tipik Mine. Gel ama gelirken yiyecek bir şeyler de al, evde hiçbir şey kalmadı ve acayip açım.
- Kızım senin hiç tok olduğunu görmedim ki,her zaman her şeye açsın, doyurmaya geliyorum seni.
Gülüşürler. Bir araya gelmişlerdir.
- Özge, Cem’i hatırlıyor musun?
- Hmm Senin müşterin olan mı? Hani sürekli atışırdınız, salak falan ama hoş çocuk dediğin tip değil mi bu?
- Hahahah böyle diyordum onun için değil mi? Yani iş için öyleydi de….
- Bir Dakka bir dakka, hayırdır?
- Özge, geçen gün, geçen gün dediğim de 1.5 ay kadar oluyor, bununla nette karşılaştık. 2-3 yıl olmuştur biz bunların firmayla iş yapmıyoruz. Ne yapar ne eder haberim yoktu, merak da etmiyordum hani. (Gülümser) Bulmuş beni, selam kelam ediverdik. Ondan sonra sık sık konuşmaya başladık. İş muhabbeti bir yerden sonra yerini iş harici türlü konuya bıraktı.Geçen akşam da görüştük.
- Ooooo konunun can alıcı noktasına geldik sanırım. Lafını unutma çayları koyup geliyorum.
- Çok güzel inliyooooor.
- (Özge kahkaha atar) Bunu demek için gelmedin değil mi onca yolu? Dur şu çayları koyup geliyorum, sabret azcık inleten kadın.
Gülüşürler.
- Ee anlat bakalım eski müşterini nasıl inlettin?
- Üf salak saçma konuşma, seni de inletirim bak.
- Nasıl oldu anlatsana?
- Kızım, bu yemeğe çıkalım dedi. Bu arada biz net ve telefon üstünden muhabbeti epey ilerletmiştik. Tamam, dedim, çıkalım ve dün buluştuk.
- Ben burada rapor yetiştirmek için uğraşırken sen neler yaptın kim bilir, vicdansız.
- Ne yapsaydım, ilk seferde seni de çağırsam olmazdı ya.
Gülüşürler.
- Caddede bir yere gittik: Bu böyle gayet hoş giyinmiş, eskisinden de güzel geldi gözüme. Zaten önceden hoşuma da gidiyordu malum. Neyse işte güzel yedik içtik, hatta beni bilirsin pek içmem, dün, ortalamamın üstünde içtim diyebilirim. Bu arada adamın sohbeti çok iyi çıktı, demek ki bununla iş konuşmamak lazımmış onu anladım.
İkisi de güler.
- Saat 1’e geliyordu, dedim ‘Ben kalkayım, yarın iş var’.
‘Bana, kahve içmeye gideriz diye düşünmüştüm’ dedi. Alkolden mi oldu bilmiyorum ama birden ağzımdan ‘Ah sen bu kadar şey düşünebiliyor muydun?’ dedim. Bu, duraksadı.
Bu kısım kesin alkol etkisinden diye düşünüyorum, bir elimi başına koydum, diğer elimle penisini işaret ettim ve ‘Bu ikisinin uyumu fena değil sanırım” gibi bir laf ettim. Bu, kızardı, ben de manasız manasız gülmeye başladım.
‘Sana bu halde asla araba kullandırmam, çok istersen ben bırakayım evine ama kahve de ısrarlıyım’ dedi.
Evi zaten oraya yakındı ve teklifini kabul ettim. Onun arabasıyla gittiğimiz evine vardık. Biraz sendeler gibi yürüdüğümden koluna girdim. Daire kapısından içeri girdik. Kapattığı kapıya yaslandım ve hiçbir şey demeden ona baktım.
‘Girmeyecek misin? İstersen çizmelerini çıkarma’ dedi.
‘Doğru çizmelerimi ben değil sen çıkaracaksın’ dedim. Durdu, yüzüme baktı.
‘Eski sevgilim hep böyle yapardı, alışkanlık. Ama onları yalayarak temizlersen çıkarmaya da gerek kalmaz, bu da alışkanlık’ dedim.
Bu sözlerim karşısında ne deyip, ne yapacağını merak ediyordum. Onunla bu içerikte bir sohbetimiz olmamıştı, işin garibi onda bu yönde bir hal de sezmemiştim ama yine sanıyorum ki alkolün etkisiyle içimdeki diğer Mine canlanıverdi.
- Eee ne yaptı adam?
- N’aptı biliyor musun? Ceketini çıkardı, dizlerinin üstüne çöktü ve çizmemi yalamaya başladı. Özge, kıl olduğum eski müşterim, yıllar sonra karşıma çıkıyor, iş harici bir görüşme gerçekleşiyor ve bu adam bir de…
- Senin köpeklerden çıkıyor (Kahkaha atar)
- Yok daha karar veremedim neyim olduğuna ama köpek, ı ıhhh istemem (O da kahkaha atar)
Neyse, benim onu yönlendirmemle bu, çizmemin her tarafını bir güzel yaladı temizledi. O kadar hoşuma gitti ki onu o şekilde izlemek. Baktım ben dur diyene kadar duracağı yok, “Topuk sesimi izle” diyerek salona doğru yol aldım.Tüm bunlar olurken ara ara gülmekteydim.
Oturdum koltuğa, salon kapısından bana baktı, “Kahve bahane bakışı mı bu?” deyip, ayaklarımı koltuğun önündeki sehpaya uzattım. “Ben kendi evimdeymişim gibi rahat ederken sen de kahveleri hazırla Cem” dedim. Bu içeri gitti, kızım, bir yandan tatlı tatlı başım dönüyor, bir yandan aklıma adama kıl olduğum iş günleri, tartışmalarımız falan geliyor, öte yanda eve girdiğimiz andaki çizme sahnesi falan. Ben bu düşüncelerde iken bu kahveleri getirdi.
‘Çikolata ya da tatlı bir şeyler var mı evde?’
‘Nutella var’
‘Mmmm bayılırım, hadi getir.’
Gitti getirdi, beraberinde getirdiği kaşığı kullanmayacağımı belirttim, sen bilirsin manasında bir baş işareti yaptı.
‘Aç ağzını’.
Nutella bulanmış parmağımı dudaklarında gezdirerek ağzına soktum, uzun uzun emdi parmağımı.
‘Tamam çok emme, parmağım çekecek’ deyip yine o geceye has gülüşlerimden birini yaptım.
Kahvelerimizden içerken, sol ayağımı kucağına koydum ve çizmemi çıkarmasını istedim. O, bunu büyük bir özenle yaparken ben de Nutella yemekteydim.
Bu arada Nutellalı parmağımı sağ ayağımdaki çizmeye gelişi güzel sürdüm.
‘Bu yeni üretim, çikolatalı çizme, hadi tadına bak’ dedim ve çizmenin burnunu ağzına soktum.
Sol ayağım çizmesiz ve kucağında, sağ ayağım çizmeli ve ağzındaydı. Onu izliyordum. Çok güzeldi. Ama bir eksik vardı, müzik.
‘Cem, Louge FM’i aç, bu saatlerde orada güzel şeyler çalıyorlar, ben de afrodizyak etkisi yapıyor’ derken sol ayağım Cem’in bacak arasındaydı. Kalkıp kalkmamak arasında bocaladı.
‘Müzikkkkkkkkkkkkkk’ diye bağırmaya başladım şımarıkça.
- Bir çay daha koyayım mı Mine?
- Sağol canım,birazdan.
Bu gitti işte, müzik işini dediğim gibi halletti.
‘Radyoda –Sleepless- saati başlamış. Bakma öyle suratıma, yayın akışının adı bu. Çok güzel çalıyorlar, hadi biraz danset’
‘Ben? Şimdi?’
‘Evet, sen, şimdi. bir şeyler yer ve içerken, izlediğimle de keyiflenmeliyim, alışkanlık işte’
Bu adam hep mi böyleydi, ben bunu daha önce neden fark edemedim, bir iş mi çeviriyor, eski iş günlerinin acısı mı çıkacak sonradan, ne oluyor gibi sorular geçti aklımdan.
- Anın tadını çıkar, paranoyaya gerek yok.
- Sağol Özge, dün geceye aklı, bu geceden veriyorsun (Kahkaha attı). Çıkardım zaten tadını sen dert etme.
Gayet tahrik edici şekilde dans etmeye başladı. Gömleğini çıkarmasını istedim. Teni çok güzel göründü gözüme ki öyle de yani. Pantolonunu da çıkarmasını istedim. Sözün özü bu bir boxer ile kaldı, siyah bir boxer, şu dar olanlardan. Özge, varya adam heykel gibi.
- Dün o saatlerde rapor hazırladığımı söylemiş miydim?
- Ya tabi ,aklıma geldin, Özge de olsaydı da…Neyse…(Kahkaha atar)
Devam edeyim ben; sağ çizmemi de çıkarmasını istedim. Zaten her şey isteğime göre ilerliyordu. Çoraplarımı çıkardı. O sırada, ayak parmaklarımı Nutella’nın içine soktum ve parkeye süre süre diğer koltuğa geçtim.
‘Hadi, izleri yalaya yalaya ayaklarıma ulaş’. Ayaklarıma ulaştığında onları kıtlıktan çıkar gibi ama gayet de zarif bir şekilde yalamaya başladı. Beni bilirsin, ayaklarıma ilgi iyi hoş ama vücut genelime de aynı ilgiyi isterim.
- Hatta bazen bazı yerlerine daha da çok ilgi istersin değil mi?
- Özge yani duyan da bana oral seks yaptın sanacak (Kahkaha)
Bacaklarımı iki yana açarak, ellerimle başını kucağıma doğru çektim. Tam bir şey diyecekti, keşke fırsat verseydim çünkü sonradan merak ettim, dudaklarına yapıştım.
Bu arada boxerın üstünden yokladım adamı, gördüğümde canlandırdığımdan daha iyi bir dokunumu var poposunun (Güler)
Başını ellerimin arasına alım.
‘Birinin canı ille de ceza amaçlı yakılmaz. Canını seni sevmek için yakmak istiyorum, merak etme, tatlı tatlı seveceğim seni’
‘Şey ama..Benim acı eşiğim düşüktür ve ben bu tip bir şeyi deneyimlemedim. Ters tepki verip bu anın havasını bozmak…’
‘Cem, çok konuşuyorsun. Sence ben zevkimi bozmak ister miyim?’ diyerek susturdum onu.
Küçük bir kız çocuğu gibi kucağıma yüzükoyun yatırdım onu. Poposuna değişik şiddetlerde şaplaklar atmaya başladım. Bazılarına bağırarak tepki verirken, bazılarında sadece ufak iniltiler yapıyordu. Bir ara, müziğin ritmine uygun vurup gülmeye başladığımı hatırlıyorum.
‘Çok eğleniyorsun galiba?’
‘Pardon, duymadım?’
‘Galiba diyorum, eğleniyorsun’
‘Yüzün de popon gibi olsun istiyorsun, anladım’ dediğimde poposunun aldığı pembeliği görmemişti tabi.
Onu tekrar bacaklarımın arasında dizleri üstünde oturttum ve yüzüne sağlı sollu vurmaya başladım.
‘Ne olur yapma’
‘Eğleniyorum Cem, hatta birazdan ağzının ortasına yiyeceksin tokadı, daha da eğleneceğim’ ve ağzına, elimin tersiyle okkalı bir tokat atıverdim. Canı çok yanmıştı.
Ağlayacak gibi olduğunu hissettim ama sadece gözlerinin dolduğunu gördüm.
‘Bana küskün çocuk ifadesi yapma Cem’
Başını eğdi.
Oturduğum yerde pantolonumu sıyırdım, acayip ıslanmıştım. Çamaşırımı araladım.
‘Kutsal sıvı bu, dudaklarını değdirirsen, acısı geçer’ dedim.
Çok güzeldi Özge, hiç bitmesin istedim ama gel gör ki daha başka çok şey istiyordum ve durması gerekti.
Ayağa kalktım, zaten sıyrılmış olan pantolon ve çamaşırımı çıkardım ve ondan el ve dizleri üstünde durmasını istedim.
‘Benim güzel eşeğim, annen şimdi sana binecek’ (kızlar gülüştü)
Islaklığımla üstüne ters bindim.
- Nasrettin Hoca mısın kızım sen?
- Modernize ve feminize olmuş Nasrettinim ben (Kahkaha)
Islaklığımı sırtında, bel bölgesinde hissedince eşeğin şeyi daha bir dikildi (güldüler), alttan ayaklarımla dokunuyordum eşeğimin şeyine.
Evet ya, eşeğim o benim. Sordun ya başta neyin o diye. Eşek, eşek.
Poposuna şaplaklar indirirken söyleniyordum. Bu arada üstümü de komple çıkarmıştım. Hayır yani kendimi bir an için Bo Derek gibi hissettim diyeceğim ama altımdaki at değil eşekti (Kahkaha)
‘Senin türdeşlerini az becermedi bizim türün erkekleri. Kaderiniz mi bu?’ dememle onda beliren çağrışım üstüne,
‘Yoo hayır, bunu yapamam. Yoo hayır’
‘Senin yapacağın bir şey değil zaten, sen anca pasif, alıcı olursun ama ben kapını çalan misafir değilim ki kapını açacaksın. Yapmak istemiyorum. Şu an. Bu gece.’
Son vurguyu özellikle yapmıştım. Poposu pembe/kırmızının değişik tonlarındaydı, onun poposunu düşündüğümden değil elim acımaya başladığı için bu faslı bitirdim. Islaklığımı yandığından emin olduğum poposuna sürdüm. Poposu üstünde hafif hafif gidip gelmekteydim.
İşte kızımmm, o sırada duyduğum inlemeler…Kaydedeyim bir dahaki sefere (kahkaha)
- Güzelmiş ya, canım çekti.
- Neyi? Şaplağı mı? Beni mi? Adamı mı?
Kahkaha attılar.
- Kızım yalnız ben, zaten uykusuz bir günün aksiyon dolu gecesinde baya yorulmuştum. Yatağa uzanmak istediğimi ve ben yatarken, dinlenirken, onun da bana zevk vermesi için ne gerekiyorsa yapmasını söyledim. İçeri gittik.
Ben kendimi, yarı uykulu yarı uyanık dinlenmeye almış uzanırken, onun dilini, dudaklarını, ellerini her yerime hissetmek şahaneydi. Arada ağzıma yakın gelen cazip yerlerini ısırıyordum, malum ben ısırgan bir şeyim (Gülerler)
Bana lazım olan gerekli enerjiyi toplayınca, ani bir hamle ile bunu altıma aldım, üstünde sürtünmeye başladım. Eşeğim bir fena oldu sorma.
Üstte olduğum durumlarda, altımdaki adamı kadın, kendimi erkek gibi hissediyorum bazen. O içimde gidip gelirken, sanki ben onun içinde gidip geliyormuşum, onu beceriyormuşum gibi hissediyorum. Bunu ona da söyledim ve onu içme aldım.
O anı, bu duygu ile yaşaması benim için önemliydi, sonrasına yatırım yapıyordum ne de olsa (Gülerler)
Arada daha da hızlanması için yüzüne, göğsüne, koluna tokatlar attım, Özge, süperdi.
Sonrasında uyuduk. İkimiz de işe gidemedik tabi. Sabah, özenle hazırladığı kahvaltıya uyandım. Yemek sırasında buna işyerinden telefon geldi, acil gitmesi gereken bir durummuş.
‘Gitmelisin tabi ki’ dedim ve ben eve, o da oradan ofisine geçti.
Sonrasında buradayım işte.
- Güzelmiş yani ne diyeyim. Yalnız bir şey ilgimi çekti, sen ilişkilerini bile doğru düzgün anlatmazsın, bu tip detayları hiç anlatmazsın. Bunu neden anlattın, şaşırdım.
- Ben de bunu sorar mısın yoksa ben mi direkt lafı edeyim diye düşünüyordum. İlk kez
bu tip bir şeyi detaylıca anlattım çünkü ilk kez bana ait bir şeyi biriyle paylaşmak istiyorum.
- Anlamadım.
- Yani, ilk kez adamımı biriyle ortak kullanmak istiyorum ve bu diğer kişinin sen olmasını istiyorum. Bana öyle bakma, farkındaysan sana sormadım, teklif etmedim. İsteğimi söyledim ve olmalı. Birkaç görüşme sonrasına kendini hazırla.
Mine bunları söyledi, Özge’nin yanağına öpücük kondurarak, gelen telefon üstüne evden çıktı gitti.
No Comments Yet
Henüz yorum yapılmamış.
Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI
Yorum yapın
