İlk Kölelik 2. Bölüm

Husky arsivlerinden…

-Geciktin köpek. Bu gecikmeyi ödemen gerekmez mi yanıt ver?

-Evet efendim…

Bayan Parker sweat shirtimin yakasından tutarak beni yerde sürüklenir halde kıyafetlerinin bulunduğu odaya getirdi. Sağ taraftaki çizmeleri işaret ederek “Bu çizmelerin tamamını kusursuz şekilde temizleyeceksin ve sadece 15 dakikan var” diyerek 12 çift çizme ve botla beni başbaşa bıraktı. Tarafıma verilen 15 dakikayı iyi kullanarak işimi tamamladım ve bayan Parker saniye sektirmeksizin gardrop odasına girdi. Üşenmeden çizmeleri kontrole başladı.Son derece sinirli bir refleksle gri çizmelerinin sağ tekinin burun kısmındaki toz lekesini gösterdi.

- Bu nedir adi it. Sabıkanı bir saat içinde ikiye katladın.

Hemen temizlemeye yeltendim. Saçlarımdan tutarak “Belki de aşağılık tükürüğüne asalet karıştırmak lazım!” diyerek ağzımı açmamı emretti ve açmamla beraber ağzıma hokkalı bir tükürük bıraktı. Çizmenin sağ tekini de hızla temizledim. “Bunu kocamda denemek istemiştim ama reddetti.Değecek bir köpek için beklettim umarım pişman olmam “ diyerek dolabın üst çekmecesinden kırmızı bir poşet çıkarttı.Poşetten gümüş kakmalı bir tasmayı hayranlık dolu bakışlarım eşliğinde çıkararak boynuma taktı. Gümüş kopçaların buz gibi soğukluğu hararetten yanmakta olan boynumu titreterek sarmaladı. Zincirin çapını daraltarak botlu sağ ayağıyla burnuma sert bir tekme atarak haykırdı;

-Bu tekmeyle değersiz suratını onurlandırmamın nedeni hakkında fikrin var mı köpek? Yantla var mı?

-Hayır efendim yok…

-Tam bir yıla yakın zamandır öğrencimsin. Eşittir eksi bir yıl beni hizmetsiz bıraktın köpeksizliğin gerginliği bir efendi için ne denli yıpratıcı bilemezsin çünkü bir köpeksin. Ama bu eksi bir yılı bana ödeyeceksin telafi edeceksin it.

Asla ama asla bayan Parker’ın bu denli ciddi ve dominant kimliği yaşam stili olarak benimsemiş bir kadın olacağı aklımdan geçmemişti. Yaşadığım şoklara dair kafamı toparlayamadan bir başka seansla yerle bir oluyordum. Botuyla sağ yanağımı yerde ezerek yurttaki odamı bir an önce boşaltarak ertesi gün öğlen saatlerine dek eşyalarımı evine taşımamı emretti.

-Şimdi ben banyoya giriyorum köpek çıktığımda gitmiş ve hazırlıklarına başlamış ol! Unutma artık malımsın benim…

Kampüsteki odama vardığımda vücudumun tüm azaları sessiz çığlıklarla bedenimi sarsıyordu. Bayan Parker’ın suretinin ardındaki “aslı”nın beni bu denli şaşırtacağını tahmin etmemiştim. Hala üzerimden silkemediğim şok vücudumun sarmalayan acıyla mikslenerek beni yatağıma devirdi.

Ertesi sabah ilk iş olarak öğrenci işleri katına giderek kampüsteki odamdan ayrılacağımı söyleyerek gerekli formaliteleri tamamladım. Ardından bayan Parker’ı odasından arayarak eşyalarımı kolilediğimi ve gerekli işlemleri tamamladığımı haber verdim.Bayan Parker kendimi nasıl hissettiğimi sorduğunda ise “aidiyet duygumun en üst sınırda olduğunu ve hazır olduğumu” söyledim.Eşyalarımı kendisinin aldıracağını bu konuda meraklanmamamı söyleyerek telefonu kapattı. Ardarda yüzüme inen tokatlar nedeniyle kırmızı ve mor alaşımlı bir iz sağ şakağımdan boynuma doğru bir yarım ay çizmişti. Baldırlarımdaki sancı ise bildik tempolu yürüyüşümü ve her zaman kız arkadaşlarımın övgüler düzdüğü dar çıkık popomun tansiyonunu epey sarsmıştı. Yüzümdeki ize dair arkadaşlarıma yaratıcı yalanlar söylemekten usanışımın son demlerinde bayan Parker sınıfa girdi.

Her zamanki gibi bildik müşfik ve disiplinli edasıyla dersi tamamladı. Tek fark bu kez ayaklarında Nike marka spor ayakkabılar vardı.Dersin ardından kendisini kampüs çıkışında beklemek üzere kapıya doğru hamle ettiğimde durmamı söyledi.Odasına giderek kendisini geniş ahşap çalışma masasının altında oturarak beklememi istedi. Odasına yalnız girişimin yöneticiler tarafından farkedilip yanlış değerlendirilebileceği endişesiyle temkinli davrandım. Sırt çantamı askılığa astıktan sonra barok tarzdaki klasik çalışma masasının altına girerek çekmecelerin kasasının bulunduğu tarafa yaslanarak beklemeye koyuldum. Çok geçmeden Bayan Parker odaya girdi. Okuması gereken birkaç ödev olduğunu sonrasında çıkıp eve gideceğimizi ve eşyalarımın çoktan evine taşındığını söyledi. Kendisine makineden bir kahve doldurduktan sonra masaya oturdu.

Sadece bekliyor hiçbir şey sormuyordum.İlk 4-5 dakika sadece karıştırdığı ödev kağıtlarının hışırtısını dinledim. Tam bunun böyle gideceğine emin olmak üzereyken Bayan Parker ayakkabılarını çıkartmamı söyledi. Özenle spor ayakkabılarının bağlarını çözdüm.Her iki teki de çıkarttıktan sonra bir ayağını dizime koydu ve diğerini sert şekilde yüzüme yapıştırdı ve kafamı masanın arka tarafına yasladı. Çorap kullanmaksızın giyilen spor ayakkabılardan kurtulan ayaklarının plastikle harmanlanmış ağır kokusu masanın altındaki klostrofobik atmosferi doldurmuştu. Genzim kısa sürede bu kokuyu kanıksadı. Tam kendimden geçmişken bayan Parker “ ben mi felç oldum ve hissetmiyorum yoksa dilin tabanlarımda değil mi?” sorusuyla irkildim.

Dilimi tamamen çıkarmamı emretti ve ardından her iki ayağını da dakikalarca masaj aparatıymışımcasına dilimde sert aksiyonlarla temizletti.Bu seans 10-15 dakika kadar sürdükten sonra tekrar ayakkabılarını giydirmemi emretti ve ben görevimi tamamladıktan sonra kendisini kampüsten 2 blok ötedeki kuru temizleme merkezinin önünde beklememi söyleyerek odadan çıktı. Tenimden eksik etmediğim parfümüm Burberry’s bayan Parker’ın ayaklarının kokusuyla boynumda vals yapıyordu sanki. Sırt çantamı alarak kısa sürede söylediği noktaya ulaşarak kendisini beklemeye koyuldum.Her zamanki gibi dakikti.Devasa jeepiyle önümde durdu ve bir gün önceki mizansenleri aynen yaşayarak eve vardık. Kendisini takip etmemi söyleyerek önceki gelişimde görmediğim , uzun koridorun sonunda sağ cephedeki odaya girdik.kolilerim odadaydı.

-Bundan böyle senin evin bu oda olacak.
diyerek oda da bulunan tek oturma ünitesi olan yazlık sandalyeye oturmamı söyledi.Anlatacaklarını bir daha tekrarlamayacağını ve dikkatle dinlememin beni ciddi cezalardan kurtaracağını söyleyerek devam etti;

- Bak Burak ki bu sana gerçekten sınıfı saymazsak adınla son seslenişim.Seninle ciddi bir kontrat imzaladığımızın farkındasın sanırım. Bu kalemle değil kan ve terle imzalanan bir kontrat. Dün sana evine gitmene izin vererek düşünecek vakit tanıdım. Hatta eve ilk konuk oluşunda da beklentilerimi ve tarzımı dürüstçe söyledim. Geri dönebileceğin tüm noktaları reddettin ve artık geri dönüşün yok. Artık benim itim benim malımsın buraya kadar anlaşılmayan bir şey var mı?

-Hayır efendim.

-Burası senin evin değil sadece bu oda senin sana ait kulüben çünkü sen sadece köpeğimsin.Tek sıfatın bu. Ama bu değersiz olmakla beraber önemli bir sıfat çünkü benim köpeğimsin. Okul için ihtiyacın olan zamanın dışında kalan tüm hayatın bana ait. Ne istersem “O” olacaksın. Cinselliğin, her anlamda zihinsel performansın bana hizmet için var bunu sakın unutma! Tüm itaatsizliklerin ciddi anlamda dayakla ceza bulacak. Merak etme seni sakat bırakacak ya da hayatına kastedecek darbeler olmayacak bunlar çünkü ben uzman bir dominantım. Ama emin ol ölmeyi dileyecek duruma getiririm seni.

Hayatını önemsediğimden değil kaliteli bir köpek olduğundan seni sakat bırakmamaya özen göstereceğim. Evde asla ve asla benim olduğum ortamlarda iki ayağının üzerinde olmayacaksın. Sana yeni bir telefon hattı aldım eskisini hemen iptal edecek ve bu hattı kullanacaksın.rehberinde yer alan tüm isimleri kontrol edeceğim. Arada bir düzüşmek için bir araya geldiğin küçük fahişelerin tamamıyla irtibatın kesilecek.Benim onayladıklarım dışında arkadaşın da olmayacak.Tek tolerans göstereceğim şey ailen olacak.

Evin temizliği ve özellikle çizme – bot- ayakkabı- terliklerimin temizliği öncelikli görevin. Asla sabahları benden sonra uyanma cüreti gösterme. Sana söylediğim saatte sabahları tabanlarımı özenle yalayarak beni uyandıracaksın. Şu basit walkie-talkie’lerden aldım.Birisi daima başucunda olacak ve gece herhangi bir şey istediğimde seni bununla çağıracağım. Bacaklarını ve göğsünü en kısa zamanda traşlayacaksın çünkü tüylü ten darbelerin vereceği sesin akustiğini bozar ki bundan nefret ederim.Bu anlattıklarım öncelikli olanlar kalanları sana zaman içinde bildiririm. Sormak istediğin bir şey var mı?

-Odamda film izlemem müzik dinlememin bir sakıncası var mı efendim?

-Yoo hayır. Kültürel faaliyetlerini asla kısıtlamayacağım hatta seninle bu anlamda ciddi paylaşımlarımız olacak. Ve unutmadan. Gardroplarımın bulunduğu odada senin için 7 tasma hazırladım her gün farklı bir tanesini kullanacaksın ve asssla evde tasmasız dolaşmayacaksın.Şimdi sweat shirtünü çıkart ve yere uzan.
Hemen dediğini yaptım sağ ayak tırnaklarıyla sırtımda çeşitli kavisler çizdi. Tek farkettiğim tırnaklarıyla çizdiği noktaların kanıyor olduğu ve sırtımdaki sıcak nemdi.

-Sırtına adımın baş harfini çizdim. Bunu belirli aralıklarla tazeleyeceğiz. Şimdi git ve hemen duş al ardından yatak odama gel!
Sözlerini soluksuz, kararlı ve sert bir tonlamayla tamamladıktan sonra odadan hızlı adımlarla çıktı. Kıyafetlerimi koyduğum koliyi açarak bornoz – havlu ve temiz kıyafetlerimi alarak banyoya geçtim. Kısa sürede yıkanıp duşumu tamamladım. Kurulanıp giyindikten sonra yatak odasına dizlerimin üzerinde sürünerek girdim . Üçlü peluş kaplı bir kanepede oturan bayan Parker küçük televizyonunu kumandasıyla kapatarak yaklaşmamı emretti, hızla ayaklarının önüne geldim. Öfkeli gözlerle bana bakarak “sen balık mısın köpek mi?” diye hiddetle sordu ve devam etti

-Sanırım balıksın. Zira balıklar zayıf hafızalıdırlar.25 saniyede hafızaları sıfırlanır. Beni iyice dinlediğinden emin misin yanıt ver?

-Evet efendim.

-Madem öyle tasman nerde it herif?

Diyerek yüzüme sol elinin tersiyle korkunç bir tokat attı. Yaşadığım şaşkınlık ve aceleciğimle tasmayı takmayı unutmuştum. Normal şartlarda asla yapmayacağım bu hata yüzünden çok kızmıştım kendime. Ama bayan Parker kendime kızmama fırsat vermemeye kararlıydı. Banyo sonrasında henüz tam anlamıyla kurumamış olan saçlarımdan tutarak neticesinde burnumu kanatan bir tokat daha patlatarak hiddetini sürdürdü;

-Yoksa sınırlarımı test etmek için bana kobay sahibe muamelesi mi yapıyorsun köpek? Yanıtla!

–Asla efendim. Herşey çok hızlı gelişti aceleciliğimin sonucu oldu özür dilerim.

-Seni bu kez affedip bu gerginlikle gecemi bitirmeli miyim yoksa seni cezalandırarak rahatlamalı mıyım köpek ? Yanıtla!
Ustalıkla sorulmuş “ölümlerden ölüm beğen” sorusuydu bu. İki ucu “işkenceli” değnek.Yanıtladım;

- Tabii ki cezayı hakettim efendim.

-Evet it hakettin. Burada bekle!
Diyerek yatak odasından öfkeli adımlarla çıktı.Kısa süre sonrasında elinde deri füme renkli bir kemerle döndü.Kemer yaşayacaklarımın fragmanıydı zaten.
- Şu çıkık tatlı poponu aç bakalım köpek!
Hemen söylediğini yaptım. Eşofmanımı ve siyah boxerımı sıyırarak indirdim. Bayan Parker tamamen yere kapanarak çıplak popomu havaya dikmemi emretti ve arkama geçti. Önümdeki boy aynasından yüzünde ki çarpık umarsız ve sadist bildik tebessümünü gördüğümde iyice ürperdim.Vuracağı her kemer darbesinin ardından yüksek sesle “Köpeğinizim” dememi emrederek yaklaşık 10 dakika boyunca hoyratça kemer darbelerini popoma indirdi.

Ve ben inanılmaz acıma karşın asla tonlamamı azaltmadan köpeği olduğumu yineledim.Göremesem de popomun rengini ve oluşan kan pıhtılarını hissedebiliyordum. Bayan Parker yere yüzü koyun uzanmamı emretti ve tekrar odadan çıkarak bu kez elinde küçük bir kesekağıdıyla geldi. Kese kağıdında ne olduğunu anlamam uzun sürmedi. Yara bere içinde kalan popoma kese kağıdından taneler halinde serpiştirilen madde tuzdu. Acıdan zaten kıvranmakta olan popom tuz yağmuruyla birlikte kasıklarıma dek alev topu gibi inen bir yangına dönüştü.

Daha bu seansa alışmadan Bayan Parker dayanıklı bir it olduğumu söyleyerek terliklerini çıkartarak popoma sert tekmeler atmaya başladı.Resmen kıvranmaktaydım.Çıplak ayakla tekmelemenin kendisine daha büyük haz verdiğini, köpeğinin tenini ayaklarıyla hissetmenin dayak şevkini çoğalttığını söyleyerek tekmelemeyi sürdürdü. Hala yere yığılı beklemekteydim.Baş hizama doğru gelerek durdu

-Dayanıklı bir köpeksin. Malımın dayanıklılığı çok önemlidir benim için kolların da dayanıklı gözüküyor. Temizle !

diyerek tabanlarına bulaşan tuzları yalattı. Bu emri de başarıyla yerine getirdikten sonra yatak odasını terketmemi ve ertesi sabah saat 08.00’de uyandırmamı emretti. Banyoya giderek tekrar temizlendikten sonra Telefon alarmını sabah 07.30’a kurarak parkenin üzerine gelişigüzel serilmiş yer yatağına bıraktım kendimi. Geride bıraktığım hayatım, arkadaşlıklarım, yaşanmışlıklarım bayan Parker’ın büyük bir gürültüyle ağır ağır kapadığı devasa demir kapıların ardında kalmış ve sürgülenmişti. Bu teslimiyeti bilerek kabullenmiştim.Bayan Parker’a köleliğim tam bir buçuk yıl devam etti.

Deneyimim ve kalitem O’nun sayesinde çapaklarından ve irili ufaklı çıkıntılarından tamamen bileylenerek temizlendi. Bu süreç sonunda bayan Parker Kanada da bir başka sinema akademisine rekor bir ücretle geçiş yaptı. Kendisini Toronto’ da birkaç kez ziyaret ettim. Ama biliyordum ki o hükmetme arzusunu “part-time” kölelikle tatmin edemeyecek kadar dominant bir kadındı. Nitekim bir süre sonrasında kendisine bir başka köle buldu.

Aralıklarla yaptığımız telefon konuşmalarında benim kölelik standartlarım ve kalitemin yarattığı alışkanlık sonrasında tatmin oluşunun daha da zorlaştığını yineleyerek özlemini açık yüreklilikle dile getirdi. Yıllar sonrasında ülkemde bulunduğum burcu ve geldiğimden bu yana kurduğum rutin kadın erkek ilişkilerini düşündüğümde halimin “bir Lamborghini diablo marka arabanın taksi hizmetinde kullanılmasından” farklı olmadığını görüyor ve acı acı gülümsüyorum.

Henüz Yorum Yok

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI

Yorum yapın