Beatrice – Fetişizmin Kapalı Dünyası

Beatrice, geç Viktorya döneminde yazılan en çok dikkate şayan ve şehvani, erotik romanlardan biridir. İlk baskısı 1920 yılında Paris’te yapılmış görünüyor ama 19. yüzyılın sonlarında yazılan pek çok aykırı roman tümden yitip gittiğine göre daha önce yapılmış baskıları da olabilir. Beatrice, cinsellik yönelimli roman alanında nispeten ender rastlanan bir kitaptır: Genç bir kadın, kartondan kesilmiş bir figür olarak değil ama çekingenlik, tereddüt ve kabaran arzularının tüm nüanslarıyla ortalık yerde görülecek şekilde resmedilir.

Okumaya devam et

Tecavüz Fantazisi(ymişşş!)


Rezzan Hanım’ın arşivlerinden

Aşk köleliktir…

Öyle ruhların ve bedenlerin vuslatla harmanlanması falan değildir.

Karşılıklı aşk falan da hikaye, mutlaka bir taraf diğerinden daha fazla aşıktır.

Ruhu duyguları en fazla direnen kişi diğerini kendine teslim alır.

Böyledir bu işler…

Böyleymiş daha doğrusu.

Edebiyatla fazla içli dışlı olmak,zamanla üzerine giydirilmiş bir romantizm geçiriyor olsa gerek…

Bir beden büyük ceketin pot duran vatkasını bastırarak, düğmelerin yerini değiştirerek daha kendine olur hale getirmek gibi bir çabaydı beklide benimkisi.

Biraz daha yapay ve abartılı…

Sanki biraz eğretimiydi neydi bendeki aşk…

Ama her ne idiyse ben sahip çıkmıştım,besleyip büyütüyordum içimde…

Belki de, aşka aşık olanlardandım. Hah şimdi tam edebiyat dergilerinden fırlama bir tabir oldu.

Okumaya devam et

Ayşe Hanım

hayalci’nin arşivinden:

“Kaç yıl oldu görüşmeyeli? Özlemişim seni..”

İki kadın birbirine doyasıya sarıldı.

“Ben de seni özlemişim.. Hiç değişmemişsin? Aynı çarpıcı güzellik!”

Diğer kadın gülümsedi..

“Sen daha da güzel olmuşsun….”

Okumaya devam et

Ulus Baker ile Sade ve Masoch üstüne…

Sade ile Masoch
Ulus Baker

( Hayvan Dergisi , Cilt:7, Sayı: 46, Sayfa: 48–50)

http://www.korotonomedya.net/kor/index.php?id=21,207,0,0,1,0

Sade ile Sacher Masoch’u birleştiren iki çizgiden kaçınmalıyız. Birincisi “sadomazoşizm” sözcüğünü psikanalitik sözlüğe dahil eden Kraft-Ebing’den beri, sadist eğilim ile mazoşist eğilim arasında psikanalitik kültürün kısmen kabul ettiği bir “uzlaşma” ve “bütünleşme” düşüncesi; öteki ise vulger, olağan yorumuyla sadomazoşizm diye bir şeyin varolduğu fikridir.

Psikanaliz literatürün belli bir kesiminin desteklediği, vulger anlamıyla da oldukça yaygın olarak rastlanan “sadomazoşizm” fikri, ister ortak bir psişik öze göndersin, isterse bir tamamlayıcılık temasına, özellikle Sade ve Sacher Masoch literatürünün ışığında, tümüyle yanıltıcıdır. Sade’ın arzular rejimi ile Sacher Masoch’unki arasındaki taban tabana zıtlık, bir tamamlayıcılık ya da bir karşılıklı cevap içermez. “Nerede bir sadist varsa orada, ona cevap verebilecek bir mazoşist de bulunabilir” tezi yanlıştır. Çünkü sadizmin ve mazoşizmin arzu rejimleri, onları birbirlerine cevap vermekten alıkoyar.

Ekonomi Politik Açısından Sevişme

Freud’un Sade ile paralelliği biraz doğrudur. Kraft Ebing “sadomazoşizm” diye bir şeyler uydurmasaydı doğru olarak da kalırdı. Doğru olmayan kısım, Sade’ın eserini kateden esas temanın bir ekonomi-politik meselesine bağlandığını fark etmemesinden geliyor.

Okumaya devam et

O’nun Hikayesi: Bir roman – Bir web sitesi

“Sade’ın şatolarını, benimkileri sessizce inşa ettikten çok sonra keşfetmeme rağmen, beni de “Günahın Dostları” gibi asla şaşırtmamıştı: Bir şekilde zararsız, küçük, gizli dünyamı zaten kurmuştum ben. Sade hepimizin hem gardiyan hem mahkum olduğunu anlamamızı sağladı, buna göre her zaman içimizde kendi kendimizi zincirlediğimiz biri vardı; içine kapandığımız, susturduğumuz. Merak uyandırıcı bir geri dönüşle, hücrenin özgürlüğe açıldığı da oluyordu. Hücrenin taş duvarları, yalnızlık, ama aynı zamanda gece, yine yalnızlık, çarşafların nemi, sessizlik, gündüzleri reddettiğimiz bu yabancıyı serbest bırakıyordu. Bizden kaçıyordu duvarlardan, çağlardan ve yasaklardan sonsuza dek kaçıyordu. Bir insandan, bir çağdan, bir ülkeden diğerine geçiyor, şu ya da bu ismi alıyordu. Ondan söz edenler nedenini bilmesek de, bir nedenle bu yasak düşler ağının akıllarda kalmayan birkaç telini yakalamasına izin verdikleri yalnızca kendi tercümanları oluyordu.”

Okumaya devam et

Yüzme

hayaletköpek arşivlerinden beşinci hikaye…

Yüzme

Evet.

Yüzme bilmiyorum.

Bir sahil kasabasında yaşayıp yüzme bilmeyene ne derler bilmiyorum.

Bir nevi sapığım.

Ve sıkı durun.

İflah olmaz bir ayak fetişistiyim aynı zamanda.

Okumaya devam et

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.